Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15650 E. 2014/2388 K. 11.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15650
KARAR NO : 2014/2388
KARAR TARİHİ : 11.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi kurum vekilinin faks ile gönderdiği yazı ile davaya katılmak istediğine ilişkin beyanda bulunduğu, kurumun suçtan zarar gördüğü ve bu nedenle katılma talebinin yerinde olduğu halde, ilk celsede katılma talebine ilişkin yazı gelmeden davanın esası hakkında karar verildiğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin katılma talebinde bulunmadığından bahisle reddine karar verildiği, suçtan zarar görmüş olan şikayetçi kurum vekilinin, CMK’nın 260. maddesi uyarınca kurulan hükmü temyiz ve kamu davasına katılma hakkı bulunduğunun anlaşılması karşısında; temyiz isteminin reddine dair 11/01/2011 tarihli ek karar kaldırılıp CMK’nın 237/2 maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın sahibi olduğu … Eczanesi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bedeli alınmak üzere verilen reçetelerde yer alan 1 adet “Tavanic”, 1 adet “Delix protect” ve 2 adet “Karvezide” ilaç kupürünün sahte olduğu, sahte küpür ibraz ederek kurumu zarara uğrattığı iddiası ile açılan kamu davasında; suça konu ilaçları fatura karşılığı ecza deposundan aldığı savunan sanığın, satın aldığı her ilacın küpürlerini kontrol etmesinin mümkün olmayacağı, ilaçları alan tanıkların da, doktor tarafından kendilerine reçete edilen ilaçları sanığın sahibi olduğu eczaneden alarak kullandıklarını beyan etmeleri, suça konu ilaçların 4 adet gibi az miktarda olması, buna göre temin edilecek paranın azlığı dikkate alındığında, sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle mahkemenin beraat kararı vermesine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.