Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19794 E. 2014/5270 K. 20.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19794
KARAR NO : 2014/5270
KARAR TARİHİ : 20.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın yetkilisi ve sorumlusu olduğu …Turistik İşletme İthalat Sanayi ve Ticaret A.Ş ile katılan firmalar … Plastik Sanayi Ticaret A.Ş ve … Sanayi Ticaret A.Ş arasında ticari ilişki bulunduğu, bu çerçevede sanığın katılan firmalardan satın almış olduğu mallara karşılık sorumlusu olduğu şirketin … Şubesindeki 0052-8 numaralı hesabından, 31.10.2007 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 30.11.2007 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.12.2007 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.01.2008 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.03.2008 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.05.2008 keşide tarihli 7000 TL bedelli, 29.02.2008 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 30.4.2008 keşide tarihli 7000 TL bedelli, 30.9.2007 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.10.2007 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.12.2007 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 31.1.2008 keşide tarihli 5000 TL bedelli, 29.02.2008 keşide tarihli 4000 TL bedelli, 31.03.2008 keşide tarihli 4000 TL bedelli ve 30.04.2008 keşide tarihli 4000 TL bedelli çekleri keşide yeri… İli olduğu halde “…” kısaltması şeklinde düzenleyerek katılan firmalara verdiği, bilahare bu çekler ile ilgili olarak bankaya ödemeden men talimatı verip çek bedellerini ödememek gayesiyle açılmış olan icra takibini sonuçsuz bırakmak ve katılan firmaların alacağının tahsilini imkansız kılmak için bu kez kötü niyetli hareket ederek açılmış olan icra takiplerine “… “ kısaltmasından dolayı çekin yasal unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle icra hukuk mahkemesine itiraz edip özel kastla hareket ederek baştan beri hileli davranışlarla dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, davaya konu çeklerin keşide tarihinden önceki ticari ilişki nedeniyle oluşan borca karşılık verildiği, bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık müdafinin yüzüne karşı tefhim olunan 16.3.2010 tarihli beraat hükmüne yönelik, sanık müdafinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 31.03.2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.3.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.