Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/8839 E. 2014/15579 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8839
KARAR NO : 2014/15579
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)

Dava Türü : İşe iade

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini, asıl gerekçenin sendikaya üye olması nedeniyle feshin yapıldığını belirterek, 4857 sayılı Yasanın 18. ve 21.maddelerine aykırı bir biçimde işverence yapılan feshin yerinde olmadığının tespitine, işe iadesine, boşta geçen süre ücreti ve tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin işyerinden kaynaklanan geçerli nedenlerle feshedildiğini, iddia edildiği gibi feshin sendikal nedenlerle yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığını, sendikal nedenin ise ispatlanamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı işveren, işletmesel karar uyarınca iş, işyeri ve işletmenin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle fesih yaptığını savunmakta ise de, davacının iş aktinin feshinden önceki 3 aylık süreçte işe alınan işçi sayısının 40 kişi olduğu, alınan bu işçilerin bir kısmı ile işten çıkan davacı ve arkadaşlarının aynı işi yaptıkları görülmekle mahkemece davalı işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayandığı tespiti isabetli olup bu nedenle davalı temyizi yerinde değildir.
Ancak sendikal nedenle fesih yapılıp yapılmadığı noktasında inceleme yapıldığında; davacı ve arkadaşlarının sendikaya 8-15 Mart 2013 tarihleri arasında üye oldukları, ilgili sendika tarafından 29.11.2013 tarihli yazı ile yeni üye olan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmesi kaygısıyla işverene bildirilmediklerini, 04.06.2013 tarihli yazıda ise 179 kişinin sendikiya üye olduğu, 80 işçinin istifa ettiğini, istifa eden işçilerden 14 tanesinin kısa bir süre sonra tekrar sendikaya üye oldukları, 29.07.2013 tarihli yazı ile “… örgütlenme çalışmalarının devam ettiği, TİS yapmak için yetki isteme aşamasına henüz gelinmediğinden TİS bulunmadığını” beyan ettiği görülmüştür.
Aynı yönde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yazılan yazıya cevap olarak, davalı işyerinde 30.07.2013 başvuru tarihi itibariyle toplam 544 işçiden 87 işçinin sendika üyesi olduğu ve bunun da işyerinde %15,99 lük yüzdeye sahip olduğu belirtilerek listelerin sunulduğu görülmüştür.
İlgili sendika ve bir kısım işçilerin, işyerinde sendikal baskı ve sendikal hakların kullanımının engellenmesi ile ilgili olarak yaptıkları şikayet üzerine işveren vekilleri hakkında yürütülün Savcılık soruşturmasında kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı belirtilerek takipsizlik kararı verilmiştir.
İlgili sendika şube başkanının başvurusu üzerine işyerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen iş müfettişi raporunda, ” işyerinde sendikal örgütlenmenin Mart 2013 de başladığını, işyerinde yetki almış örgütlü bir sendika bulunmadığını, gerek işyerinin gezilerek görülmesi ve gerekse alınan çok sayıdaki işçi ve işyeri yetkilisi ifadeleriyle gözlenen vücut dillerinin birlikte değerlendirilmesinde işyerinde gerek işçiler gerekse yetkililer üzerinde ağır bir travma yaşandığı ve yaşanmakta olduğu anlaşıldığı, 18.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararından sonra iş akitleri feshedilen 14 işçiden 13 ünün, yine 11.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararı sonrasında işten çıkarılan 10 işçiden 9 unun sendika üyesi olmalarının tesadüfle izah etmenin zor olduğu…” şeklinde tespitler yapıldığı da görülmüştür.
Son olarak dinlenen davacı tanıklarını açık beyanları, davalı tanıklarının ise tevil yollu beyanlarından işyerinde sendika üyesi işçiler üzerinde baskı yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Hal böyle olunca yukarıda belirtilen mevcut delil durumu gözetildiğinden davalı işyerinde Mart 2013 ayında örgütlenmeye başlayan ….Kimya Lastik İşçileri Sendikası( Petrol İş) çalışmalarının davalı işveren tarafıdan öğrenilmesi üzerine 18.03.2013 tarihinde işletmesel karar alınarak 14 işçinin işten çıkarılmasına karar verildiğini, bu işçilerin 13 ünün de ilgili sendikaya üye işçi olması, akabinde 11.04.2013 tarihli karar ile de işten çıkarılan 10 işçiden 9 işçinin sendika üyesi olması, fesihlerden önce işe alınan işçi sayısı, sendikanın yukarıda belirtilen yazıları ile Bakanlığın yazısı ve tanık beyanlarından feshin sendikal nedenlerle yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Hal böyle olunca davacı temyizi yerinde olup davalı işveren tarafından yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığı, davacı ve arkadaşlarının sendika üyesi olmalarından dolayı işyerinde sendikal örgütlenmeyi ortadan kaldırmak amacıyla bu işçiler üzerinde işverenin baskı ve yıldırma politikası uyguladığı, işyerinde sendikadan istifa eden 80 işçinin büyük çoğunluğunun 20-21 Mart 2013 tarihleri arasında yani 2 günlük sürede istifa ettiği, sendikaya üye olan ve sendikal faaliyetlerde bulunan davacı ve arkadaşlarının işten çıkarılarak diğer işçilere gözdağı verildiği anlaşılmakla feshin sendikal nedenlerden dolayı yapıldığı anlaşılmakla mahkemece sendikal nedenin ispatlanmadığı gerekçe gösterilerek işe iade kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-6356 sayılı Yasanın 25/5.fıkrası uyarınca davacının işe başlatılması veya başlatılmaması şartına bağlı olmaksızın tazminat tutarının işçinin 1 (bir) yıllık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 25,20 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 0,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.’ye göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 1098,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından varsa artan miktarının ilgili tarafa iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.