Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10481 E. 2014/4526 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10481
KARAR NO : 2014/4526
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık …’nin temyiz incelemesi kapsamında bulunmayan diğer sanık … ile fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek, katılan …’ın arabasını satın almak istedikleri, katılanın arabanın trafikte kayden maliki görünen tanık … ile telefonda görüşüp arabayı satacağını, satacağı şahıslara kendisi söylediğinde noterden satış vekaletnamesi vermesini istediği, bu konuşma esnasında katılanın yanında bulunan sanık …’in bir şekilde tanık İsmail’in telefon numarasını aldığı ve daha sonra katılanın haberi olmaksızın tanık ile irtibata geçip katılanın bilgisi dışında ve sanki onun bilgisi ve onayı dahilinde gelmiş gibi hareket ederek ve tanık…’i aldatarak kendisi adına noterden satış vekaletnamesi düzenlenmesini sağladığı, bu aşamadan sonra sanık …’ın durumdan habersiz katılanı arayıp dükkanına çağırarak parasını ödeyip arabayı teslim almak istediğini söylediği ve tarafların buluştukları, dükkanda bu esnada sanık …’un da bulunduğu, katılana güven telkin etmek amacıyla paranın ödenmesine kadar sanık …’ın 9000 TL bedelli bonoyu düzenleyip katılana verdiği, katılanın sanıklara itimat ederek arabanın anahtarını uygun bir yere park etmeleri amacıyla teslim ettiği, katılanın eşi ile sanık …’un dükkanda kaldıkları, paranın bankaya yatacağını söyleyip katılanı bankaya götüren sanık …’ın paranın henüz gelmediğini söylediği ve tarafların dükkana geri döndükleri, döndüklerinde sanık …’un dükkanda bulunmadığı, yalnızca katılanın eşinin onları beklemekte olduğu, sanık …’a bakacağını söyleyerek bir ara dışarı çıkan sanık …’ın bir daha geri dönmediği, katılanın olayla ilgili olarak hemen suç ihbarında bulunduğu, aynı gün suça konu arabanın sanık … tarafından noterde diğer sanık …’a satış yapılmış gibi gösterilerek noter belgesi düzenlendiği, sanıkların trafikte arabayı kendi üzerilerine kayıt etmek istedikleri ancak katılanın şikayeti nedeniyle bunu başaramadıkları, bilahare arabanın terk edilmiş vaziyette bulunup katılana iade edildiği olayda, mahkemenin “dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.