Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16678 E. 2014/8698 K. 05.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16678
KARAR NO : 2014/8698
KARAR TARİHİ : 05.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanların, kendilerine ait olan .. plakalı aracı, satmak üzere açık oto pazarına götürdükleri, sanıkların araç için pazarlık yaptıkları, sanık …’in Tedaş’ta memur olduğunu, aracı hemşire olan kızına alacağını, damadının astsubay olduğunu söylediği ve katılan …’dan telefon numarası isteyerek daha sonra arayacaklarını söylediği, ertesi gün sanık …’in, katılan …’ı arayarak, aracı 7.000 TL’ye satın almayı kabul ettiğini, fakat mesaisi olması nedeniyle kendisinin gelemeyeceğini söyleyerek katılanların Osmaniye’ye gelmesini istediği, katılanların da bunu kabul ederek, aracın “borcu yoktur” yazısını da almak suretiyle söylenen yere gittikleri, sanıkların katılanları otogarda karşıladıkları, bu arada sanık …’in sürekli olarak kızıyla konuşur gibi yaptığı ve kızına “aracın cd çaları yok ama ben onu sonra taktırırım” dediği, katılanlara parayı Euro veya TL olarak ödeyebileceğini belirttiği, daha sonra telefonla birini arıyormuş gibi yaparak “o parayı …’nin hesabına aktarın” diye talimatlar verdiği, bu şekilde katılanlarda güven oluşturdukları, sanıkların, paranın nasıl olsa geleceğini, mesainin bitmesine az bir zaman

kalması nedeniyle noterde bu arada devir yapmak istediklerini söyledikleri ve birlikte notere gittikleri, katılanların daha parayı almadıklarını söylemeleri üzerine, sanık …’in, kendisinin memur olduğunu, paranın yolda olduğunu, bir yere kaçmayacaklarını söyleyerek katılanları ikna ettiği ve devri gerçekleştirdikleri, birlikte bir lokantaya gittikleri, sanık …’in yine telefonla konuşurmuş gibi yaparak “tamam madem öyle ben gelip parayı alayım” dediği, aracın anahtarını katılandan alarak lokantadan çıktığı, bir süre sonra diğer sanığın da, lavaboya gitme bahanesiyle katılanların yanından ayrıldığı, bir daha da geri dönmediği, sanık … daha sonra, aracın parasını verdiğini belirtmiş ise de, bu hususun doğrulanamadığı, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle noterde devri gerçekleştirdikten sonra aracın parasını vermeden ortadan kaybolup, dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık, katılan ve tanık beyanları, araç satış sözleşmesi ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.