YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10922
KARAR NO : 2014/5886
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilmeyen katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan kurumun 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın babası …’in uzun yıllar önce vefat ettiği, babasının … Köyü’nde 7. Ve 93. parsel numaralı tarlalarının olduğu, sanığın devletin verdiği doğrudan gelir desteğini almak için ölen babasından kalan tarlaları kendisine ve oğlu …’e kiralanmış gibi gösterdiği, buna ilişkin kira kontratları yaptığı, kira kontratında da kiraya veren olarak …’e ait parmak izinin olduğu, ancak bu parmak izinin sanık … tarafından atıldığı, diğer sanıklar muhtar … ile aza …’in de …’in öldüğünü bildikleri halde kira kontratlarının altını kefil olarak imzaladıkları, sanık …’ın bu kira sözleşmelerini kullanarak 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait gelir desteği aldığı, yine 2006 yılında ise sertifikalı tohumluk desteklemesinden para aldığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik yapılan incelemede,
Sanığın, aşamalarda değişmeyen ifadesinde, belirtilen taşınmaza, doğrudan gelir desteği aldığı yıllarda ekim yaptığını belirtmesi karşısında, öncelikle ilgili taşınmazın fiilen kim tarafından kullanıldığı, sanık tarafından başka şahıslara kullandırılıp kullandırılmadığı, sanığın başka yerlerde taşınmazı olup olmadığı, sanığın suça konu taşınmaz haricinde başka taşınmazlardan doğrudan gelir desteği alıp almadığının belirlenmesi ve suç tarihlerinde ilgili taşınmaza fiili bir ekim olup olmadığına dair denetime elverişli … uydu görüntülerine göre hazırlanmış bilirkişi raporunun dosyaya konulmasından sonra, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, refakate ziraat ve fen bilirkişisi ile mahallinde keşif icra edilmesi, sanığın belirtilen dönemlerde ekim yapıp yapmadığının kendisinin yer göstermesiyle tespit edilmesi, mahalli bilirkişilerin de dinlenerek, o dönemlerde gerçekte bir ekim olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, sonucunda alınacak rapora göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Sanığın, 2002, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında DGD ödemesi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında, dolandırıcılık suçlarının yenilenen suç işleme kararı altında işlenmesi nedeniyle her yıl için ayrı ayrı suç oluştuğu dikkate alınarak, zamanaşımı süresi dolan ve 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar için, sanığın lehine olan ve eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 504/7 maddesi ile aynı Kanun’un
102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlar açısından ise, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesi kapsamında suçun işlendiği her yıl için ayrı ayrı hüküm kurularak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.