YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14150
KARAR NO : 2014/5753
KARAR TARİHİ : 27.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin, soruşturma aşamasında sanığın cezalandırılmasını isteyerek şikayetçi olduğu, kovuşturma aşamasında ise mahkemeye hitaben yazdığı 21.02.2011 havale tarihli dilekçesi ile yine sanığın cezalandırılması talebinde bulunduğu ve temyiz dilekçesi vererek katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238.maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanık ile katılan … Sigorta… Ltd. Şti’nin hissedarı olup, %10 hissenin sanığa %90 hissenin ise katılan şirkete ait olduğu, sanığın genel müdürü olarak atandığı şirkete ait hesaplardan üç ayrı işlemle 24.975,00, 30.736,00 ve, 4.500,00 Amerikan Dolarını haksız yere çektiği, şirket hesabında bulunan 19.399,00 TL parayı da alarak mal edindiği, kullanması için kendisine tahsis edilen iki adet cep telefonu ve bir adet diz üstü bilgisayarı görevinden ayrılmasına rağmen iade etmediği ve sanığın toplamda 87.731,88 TL tutarında belgeledirilemeyen ödeme aldığının iddia edildiği somut olayda; ilgili belgelerinin birer sureti dosya içerisine alınan Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne ait dosyada yer alan kayyım ve bilirkişi raporları ile ceza yargılamasına ilişkin dosya içeriği ile uyumlu bilirkişi raporu ve Beyoğlu 2. Aliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.01.2008 tarihli kararı incelendiğinde, usulüne uygun olarak kar payı dağıtılmasına yönelik karar alınmaksızın sanığın şirket hesaplarından para çekmesi, ayrıca fiili olarak kasada bulunması gereken 19.399 TL paranın sanığın uhdesinde bulunduğunun anlaşılması ve şirket genel müdürü olan sanığın suça konusu bilgisayar ile cep telefonlarını şirket adına alması ve muhasebeleştirme işlemlerinin kendi denetimi altında yerine getirilmesi karşısında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 365 tam gün olarak tayin edilmesi ile 5237 sayılı TCK’da cezaların içtimasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 99.maddesinin “hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar” hükmünü içerdiği gözetilmeden, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan dönüştürülen adli para cezası ile doğrudan hükmedilen adli para cezasının toplanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1. fıkrasındaki doğrudan hükmolunan adli para cezasına ilişkin olarak “365 gün” ve 5. fıkrasında yer alan “14,600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, 1. fıkraya “5 gün” ve “TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL hesabıyla 100,00 TL adli para cezasına”, 5. fıkraya 365 gün adli para cezası cümlesinden sonra gelmek üzere “ günlüğü 20,00 TL hesabıyla 7300,00 TL adli para cezasına ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.