YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16711
KARAR NO : 2014/8702
KARAR TARİHİ : 05.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararın başlık bölümünde, suç tarihi 10.09.2008 olmasına karşın 17.09.2008 olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın işletmiş olduğu işyerine geldiği, çatı işi yaptıklarını ve yanında çalışan ustalara erzak alacağını, ancak üzerinde Türk parası olmadığını ve 100 İsveç Kronu vereceğini, bu paranın değerinin 107,00 TL olduğunu söylediği, ancak söz konusu paranın asıl değeri 17,00 TL olan 100 Hundra Kronunu katılana verdiği, yaptığı alışveriş bedelinin 52,00 TL olduğu ve sanığın katılandan 52,00 TL para üstü alarak işyerinden ayrıldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun
sanık tarafından işlendiği sabit olmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/9-192 esas, 2011/241 sayılı kararında da açıklandığı üzere hakkında açılan dolandırıcılık suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi uyarınca yargılanan sanığa öngörülen ceza bir yıldan beş yıla kadar hapis olup 5 yılın altında olduğu, ayrıca başka adli yargı çevresinde başka suçtan hükümlü olan sanığın, mahkemesince bizzat dinlenmemesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde bulunmadığının anlaşılması karşısında bozma isyeten tebliğnamede ki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.