YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/87
KARAR NO : 2014/1372
KARAR TARİHİ : 29.01.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yargıtay CGK.nun 1998/6-8-69 sayılı ve 03/03/1998 tarihli ilamında belirtildiği gibi, mağdur veya bir başkasına verilen zarar, sanığın hileli söz ve davranışlarından sonra ve bu nitelikteki söz ve davranışların sonucu oluşmalıdır. Önceden oluşmuş bir zarar, veya doğmuş bir borç için, sanığın müştekiye karşı hileli davranışlarda bulunması halinde, dolandırıcılık suçu oluşmaz. Zira karşı taraf, zararın veya alacağının varlığından haberdar olup zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu oluşmamıştır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın keşideci, tanık …’ın kefil olarak göründüğü, lehtarı katılan … olan bonodaki kefil imzasının sahte olduğu ve imzanın sanık tarafından atıldığı, sanığın anılan bonoyu katılana vermek suretiyle sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunan olayda, taraf
beyanları ve tüm dosya kapsamına göre bononun sanığın kayını olan tanık … daha evvelden katılandan aldığı borca karşılık olarak düzenlenip verildiğinin anlaşılması karşısında, menfaatin kıymetli evrakın düzenlenmesinden çok önce elde edilmesi nedeniyle katılanın aldatıldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece sanığın unsurları itibarı ile oluşmayan suçtan beraatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 29.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.