YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14978
KARAR NO : 2014/6127
KARAR TARİHİ : 02.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı kanunun 37. maddesinin 4. bendinde ise, Gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Somut olayda; sanık …’in, …’de birden fazla kuyumcu dükkanı bulunduğu; diğer sanık …’ın, bu işyerlerinden birinde kalfa olarak çalıştığı, hakkında dava dosyası tefrik edilen …’in, … semtinde … Com isimli iş yerini işlettiği, şikayetçiler … ve …’in, suç tarihinde …’in iş yerine geldikleri ve …’da bulunan bir otel için rezervasyon yaptırdıkları şikayetçilerden …’in tur bedeli olan 300 TL’yi elden teslim ettiği, şikayetçi …’un ise 960 TL olan tur bedelini kredi kartıyla ödemek istediğini söylemesi üzerine …’in; “işyerini yeni açtım, pos cihazım yok” diyerek önceden tanıdığını ifade ettiği “Murat Kuyumculuk” isimli iş yerine şikayetçilerle birlikte gittikleri, bu sırada söz konusu işyerinde sanıklar … ile …’ın bulunduğu, buradaki pos cihazından şikayetçi …’un kredi kartı ile 960 TL’yi ödediği, şikayetçilerin rezervasyon yaptırdıkları tarihlerde …’da bulunan otele gittiklerinde işlem yapılmadığını öğrendikleri; şikayetçi …’un, aynı kişi ile … otelde rezervasyon yaptırdığı, tur bedeli olan 650 TL’nin 300 TL’sini nakit kalan 350 TL’yi de kredi kartı ile… Kuyumculukta bulunan pos cihazından çekilmek suretiyle ödediği, yine katılan …’un ramazan bayramında ailesi ile birlikte … otelde tatil yapmak üzere adı geçen kişi ile görüşmek üzere rezervasyon yaptırdığı kişi başı 600 TL olmak üzere toplam 3.250,00 TL ‘yi yine aynı şekilde…Kuyumculuk ta bulunan pos cihazından kullanmak suretiyle kredi kartından ödediği, ancak; haklarında gerekli rezervasyon işleminin yapılmadığını öğrendikleri, sanık …’ın savunmasında; …’ın işyerlerine yakın bir yerde işyeri açtığını, pos cihazı bağlatmadığı için cihazın bağlanıncaya kadar müşterilerine ait kredi kartından altın satın alıp alamayacağını sorduğunu, kendisi kabul edince de müşterileriyle gelip altın aldığını, aralarında böyle bir sözlü konuşma dışında herhangi bir iş birlikteliklerinin olmadığını, suçlamaların doğru olmadığını savunduğu, sanık …’in de suça konu iş yerinde bulunmadığını, olayı kalfası diğer sanık … duyduğunu savunduğu, sanıkların dosyası tefrik edilen sanık … ile iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeter derecede delil bulunmadığından bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.