Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8656 E. 2014/2417 K. 11.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8656
KARAR NO : 2014/2417
KARAR TARİHİ : 11.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahısla birlikte şikayetçinin Koçoğlu köyündeki evine giderek kendisini Balıkesir Devlet Hastanesi’nde doktor, yanındaki şahsı da ambulans şoförü olarak tanıttıktan sonra şikayetçiye, damar tıkanıklığı ile ilgili bir alet getirdiğini, bu aletin masraflarının devlet tarafından karşılandığını, kendisinin sadece 150 TL vermesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine şikayetçinin parayı vermek amacıyla cebinden 1.350 TL çıkardığı sırada sanığın, parayı sayacağını söyleyerek elinden aldığı ve para üstünü iade etmeyerek tamamını cebine koyduğu, şikayetçinin, sanığın ve yanındaki şahsın evden ayrılmasından sonra kendisine teslim edilen kutuyu açtığında, içinden piyasa değeri 30-35 TL civarında olan bir zayıflama kemerinin çıktığı anlaşılmakla; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 gün”, “8 gün” ve “160 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/02/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.