YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16530
KARAR NO : 2014/9036
KARAR TARİHİ : 07.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nin, eşi olan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilen diğer sanık … ile birlikte Ankara ilinde bir büro açtıktan sonra, önce sabah gazetesine “Keçiören’de oturan sekreter aranıyor” diye ilan verdikleri, bu ilanı gören şikayetçi…’in sanıklarla görüşerek büroda sekreter olarak çalışmaya başladığı, sanık …’nin büroya aldığı 4.750 TL tutarındaki malzemelere şikayetçi..’in kefil olmasını sağladığı, daha sonra sanıkların bu sefer star gazetesine Dubai’de aşçı arandığına dair ilan verdikleri, bu ilanı gören şikayetçi .. ile katılan …’ın sanıklarla irtibata geçerek iş görüşmesi için büroya gittikleri, sanık …’nin kendilerinden bazı evraklarla birlikte İstanbul İş Bulma Kurumu’na para yatırılacağı için 275 TL para istediği, şikayetçi Kadir ile katılan …’ın kendilerinden istenilen evraklarla birlikte 275’er TL parayı sanıklara verdikleri, sanık …’nin topladığı belgeler ve
pasaportlarla birlikte İstanbul İş Bulma Kurumu’na gittiğini söyleyerek Ankara’dan ayrıldığı, sanık …’nin, şikayetçi …’i arayarak parasının yetişmediğini söyleyip borç para istediği, şikayetçi …r’in de banka havalesiyle sanık …’ye 2.250 TL para gönderdiği, daha sonra sanık …’nin Ankara’ya geri dönmediği ve eşi olan diğer sanık …’le birlikte iş yerini kapatarak ortadan kayboldukları sabit olmakla katılan ve şikayetçi sayısınca dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş mağdur …’a yönelik teselsül eden eylem nedeniyle TCK 43. maddesi uyarınca uygulama yapılmaması aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 365 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “365 er gün” ve “7300 er TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5’er gün”, “100’er TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.