Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20115 E. 2014/4867 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20115
KARAR NO : 2014/4867
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın, kendisini müteahhit olarak tanıtıp ve …ilçesinde inşaat yaptığına dair yalan söyleyerek bir inşaatı katılana gösterdiği, söz konusu daireyi katılana sattığını söyledikten sonra resmi işlemleri daha sonra tamamlayacağını belirterek katılandan 20000 TL para aldığı, katılanın bir süre sonra kandırıldığını düşünerek sanıktan parasının iadesini istediğinde, sanığın, 03.08.2004 düzenleme, 03.09.2004 ödeme tarihli olan, 65000 TL bedel içeren, alacaklısının …, borçlusunun ise katılan … olarak yazılı olduğu senedi katılan …’a verdiği, söz konusu senedin bir Kooperatifte ortak olduğu dönemde malzeme alımı nedeniyle alacaklı olan bir kişiye teslim edilmek üzere kooperatif ortağı olan diğer katılan … tarafından sanığa verilmiş olduğu; ancak sanığın, yargılama konusu olan bu senedi uhdesinde bulundurarak katılan …’a vermek suretiyle teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu, bu şekilde sanığın katılan …’a yönelik dolandırıcılık ve katılan…’na yönelik olarak ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Katılanın aşamalarda verdiği ifadelerinde; sanığın, 2006 yılının temmuz ayında kendisini müteahhit olarak tanıtarak kendisine bir inşaat gösterdiğini, bu daireyi satın aldığını ve sanığa 20000 TL ödeme yaptığını, daha sonra kandırıldığını anladığında verdiği parayı sanıktan istediğinde; sanığın yargılama konusu olan senedi kendisine verdiğini, bu şekilde teslim aldığı senedi icra takibine koyduğunu, ancak senedin katılan … isimli kişiden çalınan bir senet olduğunu öğrendiğini, ayrıca 2000 TL parayı sanığa teslim ettiğine dair 12.07.2006 tarihli yazılı bir belgeyi sanığa imzalattığını beyan ettiği, söz konusu belge üzerinde yapılan teknik inceleme neticesinde düzenlenen 20.11.2009 tarihli ekspertiz raporunda; belge üzerindeki sanığın ismi altında bulunan imzanın sanığın el ürünü olmadığının belirlendiği, söz konusu senet içeriği incelendiğinde; 03.08.2004 düzenleme, 03.09.2004 ödeme tarihli, 65000 TL bedel içeren, alacaklısının…, borçlusunun ise katılan … olarak yazılı olduğu,
sanığın isminin senet alacaklısı olarak görünmediği gibi cirosunun da bulunmadığı, senedi icra takibine koyan avukat …’nın yazılı olarak sunduğu beyanlarında; söz konusu senedin katılan … tarafından getirildiğini, sanık ile hiç bir alakasının olmadığını, katılan … tarafından 12.07.2006 tarihli ibraz edilen ve 20000 TL parayı sanığa teslim ettiğine dair belgenin de asılsız olduğunu ve katılan … tarafından düzenlendiğini, …’ın bu sahte belgeyi kendisine okuttuğunu ve kendisine ” başıma bir şey gelir mi” şeklinde söylediğini belirttiğinin anlaşılması karşısında; sanığın üzerine atılı olan suçları işlediğine ilişkin katılanın iddiasından başkaca, somut ve kesin bir delil elde edilememesi karşısında, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak; sanığın beraatine dair kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 17/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.