Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15418 E. 2014/6981 K. 14.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15418
KARAR NO : 2014/6981
KARAR TARİHİ : 14.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan … ile kardeşi …’ a ait,… Mevkiinde bulunan ve … ada,… parsel numaralarında tescilli olan tarla vasfındaki taşınmazın, katılan …’un kimlik bilgilerinin sanıklar tarafından temin edildikten sonra, üzerine sanık …’in fotoğrafı yapıştırılarak oluşturulan ve soruşturma aşamasında yapılan teknik incelemelerden sonra bütünüyle sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu anlaşılan nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle, söz konusu taşınmazın sanıklar tarafından … isimli kişiye Tapu Sicil Müdürlüğünde resmen satılmaya kalkışıldığı sırada emniyet ekipleri tarafından sanıkların suç üstü yakalandıkları, üzerlerinde yapılan adli aramada; katılan …’a ait sahte nüfus cüzdanı ile kardeşi …’a ait bir adet vesikalık fotoğrafın ele geçirildiği, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı olan tapu sicil müdürlüğünü aracı kılmak suretiyle dolandırıcılğa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların ikrar içeren savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporuna, tanık anlatımına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, sahte kimlik ile başkasına ait taşınmazı tapu sicil müdürlüğünde resmen satmaya teşebbüs etmeleri şeklinde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin, tapu sicil müdürlüğünü aracı kılmak suretiyle dolandırıcılğa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar haklarında, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulurken 53.maddedeki hak ve yetkilerden yoksun bırakılmalarına karar verilmemiş ise de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanıkların belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması ve infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması karşısında; bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.