YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2580
KARAR NO : 2014/1525
KARAR TARİHİ : 30.01.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma (değişen suç vasfı nedeniyle hırsızlık), suç eşyasını satın alma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunda, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekmektedir.
Sanık …’in katılana ait cep telefonunu arama yapıp iade etmek üzere aldıktan sonra, kısa süre sonra geleceğini belirterek katılanın yanından ayrıldığı ve telefonu ikinci el telefon alım satımı yapan diğer sanık …’ya sattığı, telefonun suç eşyası olduğunu bilmeyerek adı geçen sanığın iş yerinden satın alan … de, telefonun faturasını almak için rehberde kayıtlı olan katılanın annesini aradığında, gerçeğin anlaşıldığı somut olayda;
1-Sanık … hakkında suç eşyasını satın almak suçundan verilen mahkumiyet kararına dair sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Tanık …’in suça konu telefonu bir kısmını peşin, kalan kısmını daha sonra vermek üzere sanıktan aldığı, telefonun çalıntı olduğunu öğrenince, bu durumdan bahsetmeyerek sanığın işyerine gidip telefonu iade etmek istediğini söylediğinde, sanığın parayı akşam iade edeceğini söylediği, daha sonra katılanın annesi ile buluşan tanığın, birlikte kolluk görevlileri nezaretinde sanığın iş yerine geldikleri ve telefonun sanığın iş yerinde
vitrinde görülerek, gerçek sahibine iade edildiği, telefonu ikinci el olarak tanıktan aldığını söyleyen sanığın, herhangi bir kimlik fotokopisi ya da buna ilişkin belge sunamadığının anlaşılması karşısında, atılı suçtan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararına dair sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın katılandan cep telefonunu kısa süre kullandıktan sonra iade etmek üzere aldıktan sonra, iade etmeyerek olay yerinden uzaklaştığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarih ve 2011/15-440 esas, 2012/229 karar sayılı kararı gereğince zilyetliğin geçeci olarak tesliminin zilyetliğin devri anlamına gelmeyeceği ve sanığın eyleminin bu haliyle hırsızlık suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.