Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/24557 E. 2013/24125 K. 31.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/24557
KARAR NO : 2013/24125
KARAR TARİHİ : 31.12.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davalının temyizi açısından;
6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. …/..
2013/24557-24125 S.2

Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1822,00 TL’sını geçmesi gerekir.
Somut olayda temyize konu edilen miktar 820,00 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalının temyiz dilekçesinin reddine karar verilmelidir.
2-Davacının temyizine gelince;
Davacı vekili, davacının …Belediyesinde çalışırken 6111 Sayılı Torba Kanunun 166 maddesi uyarınca belediyeden alınarak …Eğitim Bakanlığına bağlı okula atamasının yapıldığını, devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devri gerçekleştiren kurumun sorumlu olduğunun karara bağlandığını, davalı müvekkilinin atamasının yapıldığı ve …’den kaynaklanan alacaklarının ödenmesini gerçekleşmediğini iddia ederek yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, giyim yardımı alacağı, geç ödenen ikramiyelerden kaynaklı faiz alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, alacakların ödendiğini, ikramiyelerin geç ödenmesinden dolayı ihtirazi kayıt koyulmadığından faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların duruşmalarda hazır olmaları halinde bir sonraki duruşma günü ve saati taraflara tefhim edilmek suretiyle bildirilir. Taraflardan biri veya vekili mazereti nedeniyle belirtilen gün ve saatte duruşmaya gelmemiş, mazeret dilekçesi göndermiş, mahkemece de bildirilen mazeret kabul edilmiş ise, mazeret bildirilen tarafa tensip edilecek duruşma gününün davetiye ile bildirilmesi gerekir. …/..

Gelmeyen tarafın mahkeme gününü kalemden öğrenmesine veya masrafı yatırıldığında bildirilmesine şeklinde karar verilemez. Duruşmaya mazereti sebebiyle gelemeyen taraf mazeret dilekçesinde bu yönde bir talepte bulunsa ve mahkeme gününü kalemden öğreneceğini veya masrafını sonra yatıracağını bildirse dahi mahkemece bu yönde bir karar alınamaz. Zira duruşma gününün gelmeyen tarafa davetiye ile bildirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yasada bulunmayan bir kurala dayanılarak duruşma gününün kalemden öğrenilmesi taraflardan istenemez.
13.05.2013 tarihli duruşmaya davacı vekili mazeret bildirerek katılmamış ve duruşma günün UYAP üzerinden öğreneceğini belirtmiştir. Masraf ekli olmadığı halde duruşma gününü UYAP üzerinden öğrenmesi şeklinde ara karar verilmiş ve ayrıca davacıya ıslah talebini bildirmesi için bir haftalık kesin süre verilmiştir.
6100 Sayılı HMK 91.maddesine göre süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Davacıya usulüne uygun bir tebliğ bulunmadığından ıslah için uygun bir süre verildiğinden bahsedilemez. Mahkemenin ıslahın reddine ilişkin kararında isabet yoktur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz dilekçesinin reddine, davacının temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 31.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.