Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/11585 E. 2013/21420 K. 10.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11585
KARAR NO : 2013/21420
KARAR TARİHİ : 10.12.2013

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 260 ada 6 parsel sayılı 3371,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve tutanağın beyanlar hanesinde 3303 Sayılı Yasanın 3. maddesi hükmüne göre ve taşınmazın yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ticaret şirketleri yararına mülkiyet veya sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği belirtilmek suretiyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Yargılama sırasında … ve paydaşları miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacı Hazine’nin davasının reddine, katılan davacıların talepleri açısından mahkemenin görevsizliğine, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının kesinleşme işlemlerinin yapılabilmesi için Kadastro Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece katılan davacılar yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesi gereğince 30 günlük askı ilan süresi geçirildikten sonra dava açtıklarından söz edilerek katılan davacılar açısından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ise de varılan sonuç usul hükümlerine uygun düşmemiştir.
Nitekim 6100 Sayılı HMK’nun 65.maddesinde “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği ve asli müdahale davası ile …/..

asıl yargılamanın birlikte yürütülüp karara bağlanacağı“ hususu düzenlenmiştir. Ayrıca 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinde 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği bildirilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı Hazine dava konusu taşınmaza karşı askı ilan süresi içinde dava açmış, süresinde davacı Hazine’nin açtığı dava sonunda taşınmaza ait kadastro tespiti kesinleşmemiştir. Yine katılan davacılar … ve paydaşları davacı Hazine’nin açtığı davanın yargılaması sırasında ve hükümden önce olacak şekilde harcını yatırarak açılan davaya usulüne uygun olarak katılmışlardır. Nitekim dava konusu taşınmaza ait tespitin kesinleşmesi eldeki davanın sonucuna bağlıdır. Bu durumda eldeki dava nedeni ile taşınmaza ait kadastro tutanağı kesinleşmediğinden somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar mahkemece verilen hükmü davacı Hazine temyiz etmiş, katılan davacılar temyiz etmemiş ise de görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması zorunlu noktalardandır.
Hal böyle olunca mahkemece katılan davacıların iddia ve talepleri yönünden de Kadastro Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek katılan davacılar yönünden de işin esasına
girilerek hüküm oluşturulması gerekirken yazılı şekilde mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi hakkında usulüne uygun olarak dava açılan taşınmaza ait kadastro tutanak aslının tescil hükmü kurulmadan Kadastro Müdürlüğü’ne geri gönderilmesine karar verilmesi dahi isabetsiz, davacı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 10.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi .