YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12569
KARAR NO : 2013/22510
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 668 parsel sayılı 472,500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ölü … mirasçıları adına eşit paylar ile 08.10.1957 tarihinde tespit edilmiştir. Davacılar … ve … 16.10.2009 tarihinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; somut olayda aktarılan bir davanın olmadığı gibi 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 10.maddesinde düzenlenen bir durumunda olmadığı, taşınmaza ilişkin derdest veya sonuçlanan bir davanın bulunmadığı, her ne kadar bir kısım belgelerde itirazlı olduğu belirtilmiş ise de itiraza dair bilgi ve belgede bulunmadığı gerekçe gösterilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de varılan sonuç usul hükümlerine uygun düşmemiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 26. maddesi hükmünde Kadastro Mahkemelerinin görevinin taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı açıklanmıştır. Kadastro Mahkemeleri kural olarak tespit tutanağı düzenlenip askı ilanına çıkartıldıktan sonra, askı ilan süresi içinde ve tespitten önceki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmakla görevlidir. Tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlara ilişkin davalarla, tutanaklar kesinleştikten sonra açılan davalara ve tespitten sonraki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmak Kadastro Mahkemelerinin görevi dışında kalıp genel …/..
mahkemelerin görevine girmektedir. Görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenleme ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanak örneğinde taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin kesinleştiğine dair bir belirtim mevcut olmadığı gibi Tapu Müdürlüğü’nün cevabi yazılarında ve ekinde gönderdiği tapu kayıt suretlerinde taşınmazın itirazlı olduğu belirtilmiştir. Buna göre taşınmazın tapuya tescilinin sağlanmadığı açık olup dava konusu taşınmaza ait kadastro tespitinin kesinleştiğinden söz etmek bu aşamada mümkün görünmemektedir. Her ne kadar mahkemenin gerekçesinde de belirttiği üzere taşınmazın tespitine itiraz edildiğine dair bir bilgi ve belge bulunamamış ise de resmi belge niteliğinde olan tapu kütük belgesinde yazan itirazlı şerhinin aksi de kanıtlamadığı gibi taşınmazın itirazlı olmadığına ve taşınmazın tespitinin kesinleştiğine dair bir bilgi ve belge de bulunamamıştır. Nitekim 26.madde hükmünde yazılı düzenlemede dikkate alınarak taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğine ve de taşınmaza ait tutanağın kesinleştiğine dair bir belirtim veya dayanak belge bulunamadığına göre davaya bakma görevi Kadastro Mahkemesi’ne aittir.
Hal böyle olunca mahkemece eldeki davada Kadastro Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek işin esasına girilmeli, taşınmaza ait kadastro tutanak aslı getirtilerek dosyaya konulmalı, tutanak aslı bulunamadığı takdirde taşınmaza ait kadastro tutanağı dosya içindeki örnekten de faydalanılarak yeniden ihya ettirilmeli, davada taraf koşulu oluşturularak tarafların davaya karşı diyecekleri ve delilleri sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar … ve …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istekleri halinde davacılara iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi .