Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21996 E. 2014/13101 K. 02.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21996
KARAR NO : 2014/13101
KARAR TARİHİ : 02.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur.Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın, faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanığın, hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen arkadaşı …. ile birlikte bankadan sahte belgelerle kredi çekerek araç satın almaya karar verdikleri, bu amaçlarını gerçekleştirmek için,… adına düzenlenip sanık … tarafından temin edilen, sahte vergi levhası, işletme hesap özeti ve ikametgah ilmühaberi fotokopileri ile…. isimli ….bayiine başvurdukları, sanık …’nin, söz konusu sahte belge örneklerini satın alacakları …. marka araç için … …şubesinden çekilecek 23.000 TL’lik krediye esas olmak üzere bayiye teslim ettiği, 17/11/2006 tarihinde kredi başvurusunun yapıldığı, ancak; katılan … tarafından yapılan araştırmada sunulan belgelerin sahte olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle emniyete yapılan ihbar üzerine, 18/11/2006 tarihinde krediyi almak için bankaya gelen …’in polisler tarafından yakalandığı anlaşılmakla; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j-son, 35. maddelerinde düzenlenen “Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; kredi başvuru formunun 23.000 TL’lik kredi bedeli için doldurulması karşısında, adli para cezası hesaplanırken, çekilmek istenilen bu miktarın dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, temel gün para cezasının temin edilmeye çalışılan haksız menfaat miktarının iki katından az olacak şekilde belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 02/07/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.