YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7994
KARAR NO : 2014/1576
KARAR TARİHİ : 30.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in, Bağ–Kur’dan emekli olmak amacıyla Kırklareli Bağ -Kur İl Müdürlüğüne başvurduğu, adı geçen müdürlük tarafından sanığa 20.000 TL prim borcunun olduğunun söylenmesi
üzerine sanığın Babaeski İlçesi Vergi Dairesi Müdürlüğünde icra memuru olarak görev yapan temyiz dışı diğer sanık …’e durumu anlattığı, sanık …’in vergi dairesi müdürlüğü tarafından daha önceden düzenlenmiş olan 23.5.2006 tarihli (İB) formunda (Ek-5) ve 26.5.2006 tarih ve 410 sayılı belgeler üzerinde değişiklik yaparak sanık …’ın 30.11.1975 tarihinde işini terk edip 1.1.1989 tarihinde yeniden işe başlamasına rağmen bu tarihler arasında on beş yıl kadar kayıp zamanı ara vermeden çalışmış gibi gösterdiği ve bu şekilde düzenlemiş olduğu sahte belgeleri sanık …’a verdiği, … da bu belgeler ile tekrar Bağ–Kura müracaat ettiği, akabinde Kırklareli Bağ–Kur İl Müdürlüğü tarafından sanık …’ın emekli olmak için ibraz ettiği Esnaf (Ek-1) ve 26.5.2006 tarih 410 sayılı belgelerin sahte olarak düzenlendiğinin tespit edildiğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Haksız menfaat miktarının toplam 20.345 TL olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katı olan 40690 TL’yi bulacak şekilde en az 2034 gün tespit edilerek, aynı yasanın 35. maddesi gereğince cezasından 3/4 oranında indirim yapılarak 508 gün adli para cezasıyla cezalandırılması, aynı Kanunun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 423 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek neticeten sanığın 8460 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, gün para cezası eksik belirlenerek artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanığa 500 TL adli para cezası verilerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında mahkemece kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30.1.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.