Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1011 E. 2014/1606 K. 30.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1011
KARAR NO : 2014/1606
KARAR TARİHİ : 30.01.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, suç uydurma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. Olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında
yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Sanığın, işyerini katılan şirkete sigortalattırdığı, daha önce, 31.12.2009 gecesi işyerinde hırsızlık olması nedeni ile katılan … şirketinden 3.200,00 TL para aldığı, bu olaydan sonra işyerinin penceresine metal korkuluk yaptırdığı, bu kez de 12.02.2010 tarihinde söz konusu korkulukların kesilerek içeri girildiği, para kasasının kesilip içerisinden 6.000,00 TL para alındığı gerekçesi ile sanığın sigorta şirketine başvurduğu, ancak sanığın işyerinin kesilen korkuluklarının içeri doğru eğik olması, kasa ve korkuluk demirlerinin paslı olması karşısında kurgulanmış bir plan dahilinde önceden kesilmiş oldukları, sanığın işlerinin iyi gitmemesine, kira borçlarını ödeyememesine rağmen kasasında 6.000,00 TL nakit para bulundurmasının mümkün olmadığı gerekçeleri ile sigorta şirketini dolandırmaya teşebbüs ettiği ve suç uydurduğunun iddia edildiği somut olayda; katılanın mal siparişi verdiği için babasından 4.000,00 TL borç para aldığı, 2000,00 TL paranın ise kendisine ait olduğununa ilişkin beyanının tanık olarak dinlenen babası tarafından doğrulanması ve ilgili bankanın cevabi yazısında tanığın yakın zamanda 4.000,00 TL parayı bankadan çektiği, Prof. Dr. …’dan alınan bilirkişi raporuna göre; pencere parmaklığının içeri doğru eğik olmasının mutlaka içeriden kesildikleri anlamına gelmeyeceği ve parmaklıklar ile kasa üzerindeki kesik yerlerin olay günü itfaiyenin yangına su ve köpük ile müdahale etmesi ya da patlama sonucunda oluşan kimyasal maddeler ile temas neticesinde oluştuğu yönündeki kanaati, yangın tutanağından olaya su ve köpükle müdahale edildiğinin anlaşılması, tanığın olay gecesi işyerine hiç gitmediğine ve para kasasının işyeri kapatılana kadar kesik olmadığına dair tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçları işlediğine yönelik mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçe ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.