Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/3648 E. 2014/10983 K. 16.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3648
KARAR NO : 2014/10983
KARAR TARİHİ : 16.05.2014

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalıya ait iş yerinde 09/04/2004 – 31/07/2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiğini ancak haksız fesih sebebiyle davalı işveren tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, iş ahlakına ve İş Kanunu’na göre bir işçinin yapmaması gereken bir takım hareketleri yapmaması konusunda uyarılan davacı işçinin bu sebeple davalı işverenine kızıp iş yerini terk ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 107. maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabildiği hallerde tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109. maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir.
Görüldüğü gibi her iki dava çeşidinde de açılabilirlik şartı, alacağın konusu miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır.
Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı neye karar verilmesini istiyorsa onu açık şekilde yazar. Kısmi davada, davacının dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkca bildirmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkça talep edilmelidir.
Talep sonucu açık değil ise mahkeme, talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka talep sonucunun açık olmaması halinde, dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutularak davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir.
Somut olaya gelince, her ne kadar dava 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış ise de; davacı vekili dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde bir açıklamada bulunmadığı gibi talep ettiği alacakların miktarının da belirlenmesini de istememiştir. Dava dilekçesi içeriğinden davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmakta olup sonradan ıslah dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğunun bildirilmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır.
Davacı kısmi dava açmış ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Islah dilekçesi ile de talep miktarını artırmıştır. Kısmi davada ıslahla artırılan miktara dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bu durum bozma sebebi ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün fıkrasının 2 numaralı bendinin tümü ile hükümden çıkarılarak yerine;
“2) Davacının fazla çalışma ücret alacağı olan 13.782,93 TL’nin (ödeme esnasında yasal kesintilerin yapılması ile bulunacak net alacağın) 5.500,00 TL’sinin dava tarihi olan 12/07/2012 tarihinden, 8.282,93 TL’sinin ıslah tarihi olan 02/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16/05/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.