Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21947 E. 2014/6328 K. 03.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21947
KARAR NO : 2014/6328
KARAR TARİHİ : 03.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında 03.11.2008 tarihli iddianame ile özel belgede sahtecilik suçundan da kamu davası açılmasına rağmen bu suç bakımından bir karar verilmemiş ise de dava zamanaşımı süresi içerisinde her zaman hüküm kurulabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Kendine ait bir işyeri bulunmamasına rağmen reklamcılık işi ile uğraşan sanık …’ın Mersin Gençlik ve İl Spor Müdürlüğüne …Sanayi Ltd. Şti.’ye ait kaşeyi kullanarak yazılı olarak başvurup Edip Buran Kapalı Spor Salonu zeminine yerleştirilmek üzere reklam sözleşmesi yapmak istediğini bildirdiği, teklifinin kabul edilmesi üzerine yapılan sözleşme gereğince orta daireye 14.05.2008 tarihinden 31.07.2008 tarihine kadar, pota önlerindeki yarım daireler için 01.07.2008 tarihinden 01.03.2009 tarihine kadar reklamların yerleştirilmesi için anlaşmaya varıldığı ve sanığa yetki belgesi verildiği, sanık …’ın… Ajansının sahibi olan sanık …’a doğacak KDV farkını ödemek kaydıyla katılanın reklamlarını spor salonuna yerleştirmek için kendisinin yerine bir sözleşme yapmasını teklif ettiği, sanıkların birlikte katılana giderek yaptıkları görüşme sonucunda aralarında akdettikleri anlaşma gereğince 43.070,00 TL karşılığında bir yıllık süreyle katılanın reklamlarının kapalı spor salonunda sergilenmesine karar verdikleri, katılanın reklamları spor salonunda görmesi üzerine parayı havale ettiği, ancak daha sonra reklamların sergilenmediği gerekçesi ile şikayetçi olduğu somut olayda; Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yapan … tanık olarak verdiği ifadesinde sanık … ile aralarındaki anlaşma gereğince katılanın orta dairedeki reklamını yayınladıklarını, süresi dolunca da kaldırdıklarını, yarım daireler içerisine yerleştirilecek reklamların kendilerine ulaştırılmaması nedeni ile yerlerini boş tuttuklarını söylemesi karşısında sanıklar ile katılan arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine aykırılıktan kaynaklanan hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.04.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.