Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/10063 E. 2014/10792 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10063
KARAR NO : 2014/10792
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

Dolandırıcılık suçundan şüpheliler …, … ve … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/04/2013 tarihli ve 2012/7083 soruşturma, 2013/24339 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2013 tarihli ve 2013/1695 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 31/03/2014 gün ve 2014/6539/23159 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/04/2014 gün ve 2014/122441 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636 esas, 2007/9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, şüphelilerden … ile müşteki arasında yapılan anlaşmalar hukuki uyuşmazlık gibi değerlendirilmiş ise de taraflar arasında yapılan kayyımlık ve yedieminlik anlaşması niteliği de taşıyan tröstün anlaşması kapsamında şüpheli ….’in şirket merkezinin olduğu Avusturya ülkesi hukukuna göre gerekli yasal işleri yapıp yapmadığı hususu araştırılmadığı gibi söz konusu ticarete ilişkin kömürün gelip paranın ödenmesine rağmen şüpheli …’in paranın geleceği tarihlere ilişkin ödeme listesi çıkarması ancak alacak geldiği halde bu paranın bir kısmını kendi yakınlarına bir kısmını ise borçlu olduğunu söylediği diğer şüpheli …’in hesabına aktarıldığı ancak bu şüphelinin şüpheli …’den bir alacağının olmadığı kapsamında çelişki giderilmesi için gerekli incelemenin yapılmadığı neticede şüphelinin tüm bu anlatılanlar karcısında borcumu ödeyeceğim şeklindeki ifadesinin, şüphelinin baştan itibaren niyetinin karşı tarafı kandırmak Suretiyle dolandırıcılık eyleminden çıkarıp hukuki bir ihtilaf gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesindeisabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Müşteki şikayetinde, şüphelilerin sahibi oldukları … şirketi ile yurt dışından kömür ithal ederek Türkiye’de faaliyet gösteren … isimli firmaya satışı konusunda anlaşma yaptıklarını, buna göre kömür bedeli müşteki firma tarafından ödenecek, elde edilecek kar ise şüpheliler ve müşteki arasında paylaşılacak olup,kömür bedelinin 112.500 Doları şüphelilere ait firmaya ödendiği halde kömür getirilemedi diyerek oyalandıklarını, yaptıkları araştırmada kömürün getirtilmiş Kaptan firmasına verilmiş parasının da tahsil edilerek CCİ adlı firma hesabına yatırılmış bulunduğunu öğrendiklerini iddia etmesi karşısında, şüphelilerin ise savunmalarında müşteki ile aralarında ortak iş yapmaktan dolayı borçlarının bulunduğunu bunun ödeme takvimine bağlanarak ödenmekte olduğunu ifade etmelerine göre, iddia konusu olayın taraflar arasında sözleşmeye dayalı ticari ilişki vasfında olup dolandırıcılık suçunun hile unsurunun olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla, İstanbul C. Başsavcılığının 26/04/2013 gün ve 2012/143504 soruşturma ve 2012/24339 karar sayılı Kovuşturmaya yer olmadığı kararı yerinde olup, bu karar yönelik itirazın reddine dair Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01/10/2013 gün ve 2013/1695 D. İş sayılı kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunun anlaşılması karşısında, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/04/2014 tarih ve 2014/122441 sayılı ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK 309.maddesi gereğince REDDİNE, 02/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.