Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21117 E. 2014/10868 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21117
KARAR NO : 2014/10868
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
… isimli plajda düzenlenen bir futbol turnuvasında görevli olan polis memurlarının asayiş görevlerini yerine getirdikleri sırada; dosya kapsamında yargılanan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilen sanık …’ın, elinde bir satır ile görevli polis meurlarına saldırması üzerine; polis memurları şikayetçiler tarafından kendisine müdahale edildiğinde; akrabası olan sanık …’ın, olay yerine elinde 60 cm olduğu belirlenen bir sopa ile gelerek, polis memurları şikayetçilere hitaben, “sizin hepinizin anasını sinkaf ederiz, buradan kimseyi götürmezsiniz, bunun hesabını sorarız” şeklinde sözlerle hakaret ve tehdit ettiği, elindeki sopayı polis memurlarına savurarak görevlerini yapmalarına engel olduğu; ve ayrıca polis memuru …’ın görev yaptığı sırada giyinmiş olduğu resmi üniformasını görgü tespit tutanağında belirtildiği şekilde yırtmak suretiyle üzerine atılı olan suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, şikayetçilerin anlatımlarına, olay tutanağına, görgü tespit tutanağına, tanıkların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın, polis memuru olan ve görev yaptığı sırada giyinmiş olduğu resmi üniformasını görgü tespit tutanağında belirtildiği şekilde yırtması şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin, üniformanın kamu malı sayılmayacağı, kişinin şahsi kullanımına tahsis edilmiş olması karşısında; yargılama konusu olan eylemlerin basit mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mala zarar verme suçundan, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1 maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına TCK’nın 53/4.maddesine göre hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi ve sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan uygulama yapılırken 265/1 maddesi gereğince 6 ay hapis cezasının belirlenip, aynı maddenin 3. fıkrası gereğince 1/3 oranında arttırıma gidilerek sanığın 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasından sonra aynı maddenin 4. fıkrası gereğince yarı oranında arttırım yapılması suretiyle cezanın 12 ay olarak hesaplanması gerekirken sanığa verilen cezanın isabetsiz bir şekilde 1 yıl 4 ay olarak hesaplanarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, mala zarar verme suçundan kurulan hükümde yer alan TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 265/1-3-4, 43/1, 62/1 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına”

ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 265/1.maddesi uyarında 6 hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı maddenin 3. fıkrası gereğince 1/3 oranında arttırıma gidilerek, sanığın 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı maddenin 4. fıkrası gereğince yarı oranında arttırım yapılması suretiyle 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 43/1.maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 62.madde gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 15 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerin yazılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.