Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17659 E. 2014/10871 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17659
KARAR NO : 2014/10871
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
… Lojistik isimli işyerinin sahibi olan şikâyetçinin, yaklaşık 5-6 ay kadar önce yurt dışından gelen 7.660 ton buğdaydan 1.660 tonunu 24.04.2009 tarihinden itibaren Derince limanı içerisinde bulunan … Gıda AŞ adına kendi depolarına araçlarıyla taşıtmaya başladığı, nakliye işinin yaklaşık 6 gün sürdüğü, 30.04.2009 tarihinde taşıma işinin bittiği, ancak suç tarihinde şikâyetçiye ait buğdayları taşıyan kamyon şoförlerinden olan sanıklar … ve … kantarın bozuk olduğu 26.04.2009 günü benzin istasyonu arkasında bulunan boş araziye damper kasalı kamyonlarla taşıdıkları buğdayın 19.420 kilogramını 3 seferde boşalttıkları, daha sonra diğer sanık …’i çağırarak ona ait transporter kamyonetle buğdayları yıktıkları araziden yeniden çuvallara doldurarak sattıklarının iddia edildiği olayda;
Sanıkların, şikayetçiye ait olan buğdayları 3 seferde taşımaları şeklindeki eylemleri nedeniyle TCK’nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden sanıklar hakkında eksik ceza tayin edilmesi ile sanık …’in suça konu buğdayları nakliye işiyle kalmayıp aynı zamanda satışını da gerçekleştirmesi karşısında; diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinden hakkında TCK’nın 37. maddesinin uygulanması gerekirken, aynı kanunun 39. maddesi uyarınca uygulama yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyları ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.