Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/9722 E. 2014/10874 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9722
KARAR NO : 2014/10874
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların katılanı arayarak kendilerini polis olarak tanıttıktan sonra, katılana arkadaki telsiz sesleri fonu eşliğinde bazı şahısların kimlik bilgilerini ele geçirdiklerini, yurt dışında şirketler kurmak suretiyle kendisini borçlandırdıklarını, bu şahısları yakalamak için operasyon başlattıklarını, bankada bulunan parayı hiç kimse ile konuşmadan çekerek verdikleri hesap numarasına yatırmasını söylemeleri üzerine katılanın Boyabat ilçesine giderek bankadan parasını çektiği, bu sırada katılanın eşiyle yaptığı konferans görüşmesinde evde polislerin arama yaptıklarını eşinin kendisine bildirmesi üzerine sanıklara daha fazla inanan katılanın Sinop il merkezine giderek sanıkların yönlendirmesiyle vermiş oldukları hesap numaralarına para yatırmaya başladığı, bu kapsamda sanık …’ın Garanti bankasındaki hesabına 10.000 TL, İş bankasındaki hesabına ise 15.000 TL yatırdığı; 15.015 lirayı ise, sanık …’ın Yapı Kredi bankasındaki hesabına gönderdiği, ayrıca 1.400 TL tutarındaki telefon kontörünü sanıkların bildirdiği çeşitli telefonlara yüklediği, sanık …’ın 25.000 TL’yi bankadan çekebilmesine karşın, sanık …’ın hesabına yatırılan paranın bloke edilmesi nedeniyle çekilemediği, sanık …’nin katılan tarafından yatırılan parayı Şanlıurfa’daki iki farklı bankadan çektiğini kabul ettiği anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyları ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.