Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/188 E. 2014/2658 K. 13.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/188
KARAR NO : 2014/2658
KARAR TARİHİ : 13.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizce, UYAP ortamında yapılan incelemede sanık müdafiinin temyiz dilekçesi verdiği görülmekle birlikte fiziki temyiz dilekçesinin dosyasında bulunmadığı gerekçesi ile eksikliğin giderilmesinin istendiği, bu nedenle mahkemesi tarafından sanık müdafiine yeniden tebligat yapılıp, durumdan haberdar edilmesine rağmen temyiz dilekçesinin bir suretini vermediği, ancak mahkemesi tarafından temyiz defterinin ilgili sayfasının bir suretinin gönderilmesi karşısında sanık müdafiinin süresi içerisinde temyiz talebinde bulunduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikâyetçinin kapısını çalarak Emekli Sandığı’ndan geldiğini, eşinin ölmesi nedeni ile kendisine 36.800,00 TL para kaldığını, bu parayı alabilmesi için 16.000,00 TL vergi ödemesi gerektiğini, fakat kendisine 2.800,00 TL vermesi halinde bu vergiyi ödemesine gerek kalmayacağını söylediği, akabinde evin içerisine girip bazı formlar doldurduğu, güven telkin etmek için şikâyetçinin sağlık karnesinin, sağlık raporlarının fotokopisini, komşuların isimlerini, kişisel ve emeklilik bilgilerini aldığı, ardından 650 Amerikan Doları, 500 Euro ve 1300 TL parayı alıp karşılığından makbuz verdiği, saat 16.15’te emekli sandığından iki,… Bankası’ndan da bir görevlinin geleceğini söyleyerek evden ayrıldığı olayda; sanığın inkâra dayanan savunmasına rağmen katılanın aşamalardaki değişmeyen beyanları ve sanığı teşhis ettiğine dair kolluk tutanakları gözetildiğinde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûmiyetin kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer alan “YTL ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.