YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21859
KARAR NO : 2014/5867
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın bir trafik kazasında yaralandıktan sonra hastaneye kaldırılırken babası olan diğer sanığa ait sağlık karnesini muayene sırasında kullandığı sırada durumun muayene eden doktor tarafından fark edildiği, böylece sanık …’ın başkasına ait sağlık karnesini kullanmaya çalıştığı, sanık …’un da, sağlık karnesini bilerek sanık …’a kullandırttığı, böylece eylem ve fikir birliği içerisinde kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık …’un sağlık karnesini kullanması için bilerek diğer sanığa verdiğine dair mahkûmiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, her iki sanık açısından da, sanıklar arasındaki yaş ve fiziksel durum farkı nedeniyle hastane yetkililerinin basit bir dikkati ile durumun kolayca anlaşıldığı, ayrıca adli vakalar nedeniyle yapılan tedavilerde başvuran kişilerden tedavi masrafı alınamadığı dikkate alınarak kamu zararının da oluşmayacağı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.