YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22138
KARAR NO : 2014/13124
KARAR TARİHİ : 02.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’un, …. Nakliyat İnşaat Limited Şirketi’nin ortaklarından biri olduğu, diğer sanık …’ın, bu şirketin defterlerini ve muhasebesini tutan muhasebecisi, temyiz dışı …’nun ise, şirketin diğer ortağı …’nun eşi olduğu, bu şirketin 2003-2006 yıllara arasında fiilen hiçbir faaliyeti olmadığı ve sanık … ile temyiz dışı….’nin, fiilen çalışmadıkları halde şirket çalışanı gibi gösterilerek, ilgili kuruma prim ödemek suretiyle ve kurumun sağlık imkanlarından yararlanarak kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu, sanık …’ün ise, gerçeğe aykırı olarak SSK beyannamelerini ve işe giriş bildirgelerini ilgili kuruma göndererek zincirleme özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ve katılan beyanları, şirket kayıtları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın muhasebeci olarak uzun yıllardır ilgili şirketin beyannamelerini gönderdiği, şirketin düzenli olarak beyanname vererek primlerini yatırdığı, prim borçlarını ödediği, sanığın, söz konusu işyerinin faal olarak çalışıp çalışmadığını bilmediği, bilmesinin de gerekmediği ve düzenlenen belgelerin de gerçeğe aykırı olarak hazırlandığının ispatlanamadığı dikkate alınarak, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yetkili olduğu şirketin uzun yıllar önce kurularak faaliyetine devam eden bir şirket olduğu, şirket olmanın gereği olarak aylık sigorta primlerinin yatırıldığı, defter ve muhasebenin tam olarak tutulduğu, tasfiyesinin söz konusu olmadığı, Ticaret Sicili kayıtlarına göre, tüzel kişiliğinin devam ettiği, biriken prim borçlarıyla ilgili yapılandırmaya gittiği, yatırılan sigorta primleri nedeniyle kimseye maaş bağlanmadığı, şirketin, KDV beyannamesini verdiği, sanığın yaptığı sağlık harcamasının düşük miktarda olduğu ve bu harcamaların da, hastanenin acil bölümünden girilerek yapıldığı, hastanın tedavisi ile ilgili olarak acil sağlık hizmet bedellerinin devlet tarafından karşılanacağı ve ilgili kişiden alınamayacağı dikkate alınarak herhangi bir zararın söz konusu olmayacağı, …. isimli kişinin, şirketin diğer ortağının eşi olarak belli dönemlerde fiilen bu işyerinde çalıştığı, sanığın da, şirketin ortağı olarak şirketin başında olduğu, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, şirketin çok fazla iş alamayarak borçlandığı, şirketin bu şekilde küçülmesinin sigorta primi yatırmasına engel teşkil etmeyeceği ve paravan bir şirket olduğunun ispatlanamadığının anlaşılması karşısında, sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği dikkate alınarak, sanığın, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.