YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29212
KARAR NO : 2014/14035
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik
belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; Sanığın serbest avukatlık yaptığı, 09/04/2001 tarihli vekaletname ile müşteki …. … vekilliğini üstlendiği, avukatlık bilgisi ve yetkisini kullanarak bankalarda uzun süredir işlem görmeyen hesaplarda bulunan paraları icra takipleri yoluyla almak için hareket ederek, müştekinin herhangi bir alacağı ve tahsile dair talimatı olmaksızın, gerçekte bulunmayan alacak varmış gibi … … ve … … haklarında 43.191.64. TL alacak için Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2008/209 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibinde bulunduğu, ilgisi bulunmayan adres ve kişilere tebliğini sağlayarak icra takibinin kesinleşmesini sağladıktan sonra bankaya 12/03/2008 tarihinde haciz ihbarnamesi gönderildiği, … … adına kayıtlı hesabın 10 yıl süreyle işlem görmediğinden Merkez Bankasına bildirilmiş bulunduğu banka tarafından icra mü-dürlüğüne bildirilmekle, para tahsilinin mümkün olmaması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.