YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9385
KARAR NO : 2014/2785
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Römork üretimi yapan katılanın, Kütahya Dumlupınar ilçesindeki bir müşterisine sattığı römorkları göndermek amacıyla; nakliye şirketinden gelen ve kendisini …l olarak tanıtan sanık ile anlaştığı, sanığın, …l ismi ile sevk irsaliyesi düzenleyip, 4 adet römorku, Kütahya iline götürmek üzere teslim aldıktan sonra … plakalı kamyonuna yüklediği; ancak sanığın, römorkları istenilen yere götürmeyerek uhdesinde bulundurmak suretiyle başkalarına sattığı ve 17.08.2007 tarihinde araç ile birlikte kolluk ekipleri tarafından soruşturma kapsamında yakalandığı, bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığın, kendisini … olarak tanıtarak bu isimle sevk irsaliyesi ve nakliye sözleşmesi düzenlemesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, kendisini … olarak tanıtarak bu isimle, 11.08.2007 tarihli Sevk irsaliyesi ile 11.07.2007 tarihli nakliye sözleşmesi düzenleyerek aynı müştekiye yönelik birden fazla kez aynı suçu işlediği ve bu şekilde 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ettiğinin anlaşılması karşısında;zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, kendisini … olarak tanıtarak bu isimle sevk irsaliyesi ve nakliye sözleşmesi düzenlemek suretiyle segilediği hileli hareketlerle katılan aldatıp, katılana ait römorkları istenilen yere götürmek üzere teslim aldıktan sonra istenilen yere ulaştırmayıp uhdesinde bulundurarak başkalarına satması ve bu şekilde haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 304 gün adli para cezası karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 6080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52/2. maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.