YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3049
KARAR NO : 2014/13995
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı Kanun’un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti
kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılan ile sanık …’in ortağı ve yetkilisi olduğu … İnşaat Gıda Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında, katılanın hissedarı olduğu Eskişehir …… Mahallesi … Sokak … Ada … Parsel ve … Ada … parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak 25/04/2008 tarihinde Eskişehir 2. Noterliği’nce düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat yapımı ve satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, imzalanan bu sözleşmeye göre; … İnşaat Gıda Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından katılanın hissesinin bulunduğu … ve … parsel sayılı taşınmazlara inşaat yapılacağı ve 4 parsel sayılı taşınmaza yapılacak inşaattan B Blok zemin katta bir nolu dairenin arsa sahibi katılana verileceğinin kararlaştırıldığı, katılanın sözleşmenin imzalandığı, 28/04/2008 tarihinde, hissesinin bulunduğu Eskişehir ….. Mahallesi … Sokak … Ada … parsel sayılı taşınmazın satışı konusunda sanık …’in yanında çalışan sanık …’a vekalet verildiği, sanık …’ın da bu vekalete dayanarak katılanın … parsel sayılı taşınmazdaki hissesini 19/06/2008 tarihinde diğer hissedar …’a sattığı, ancak daha sonra sanık …’in inşaata başlamadığı için katılan tarafından da 28/04/2009 tarihinde sözleşmenin feshedildiği ve sanık …’ın vekillikten azledildiği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin özel hüküm başlığı taşıyan 10. Maddesinin a bendinde “Eskişehir … Mahallesi … Ada … Parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilecek binanın su basmanı atıldığında ve kat irtifakı kurulduğu tarihte … ada … Parsel sayılı taşınmaz hissesinin satışının yapılacağı” belirtildikten sonra, … ada … Parsel üzeride inşaata başlanmadan ve 19/06/2008 tarihinde katılanın verdiği vekalete dayalı olarak sanık … tarafından 20 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin satışı yapılması şeklindeki
uyuşmazlığın, sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı ve bu eylemin, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, sanık …’ın, kendi adını kullanarak noterden vekaletname alındığı, bu yönde bir hile yapılmadığı, sanık …’in iflas etmesi nedeniyle inşaatı bitirememesinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ve sanıkların suç işleme kastıyla hareket ettiklerine dair delil bulunmadığı dikkate alınarak, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.