Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17042 E. 2014/4148 K. 06.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17042
KARAR NO : 2014/4148
KARAR TARİHİ : 06.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan şirketin keşidecisi…olan suça konu çekleri ticari alışveriş nedeniyle tanık …’a verdiği, çeklerin ibrazında karşılığı çıkmayınca, tanık tarafından karşılıksız kaydı yaptırıldıktan sonra katılan şirketin çeklere ilişkin borcunu ödemesi üzerine …’a suça konu iki çeki yanında çalışan …’la birlikte katılan şirkete gönderdiği, katılan şirket yetkilisi …’ün babası olan çeklerde cirosu bulunan katılan …’e çekleri teslim ettiğinde, sanığın da orada bulunduğu, …’ün suça konu çekleri çekmeceye koyduğu, daha sonra çekleri katılanlardan habersiz olarak alan sanığın, çeklerin arkasına katılan şirket ile …’ın cirolarının arasında kendi ad ve soyadını yazıp ciro kaydı düşerek katılan şirket hakkında icra takibi yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın savunmasında, katılan şirketin ticari ilişki nedeniyle kendisine borcu olduğunu, ödeme güçlüğü çekmeye başlayınca, kendisinden yardımcı olmasını, üstlendikleri işlere destek olmasını istediklerini, alacağını kurtarmak için kabul edip, şirketle birlikte çalışmaya başladığını, bu kapsamda suça konu çek bedellerini kendisinin ödediğini, daha sonra tanık …’ın çekleri elemanı … ile şirkete gönderdiğinde katılan … de varken çekleri kendisinin teslim alıp, katılan şirkete karşı alacaklı konuma geçmek için, tanık … yapılan cirodan önce ve şirket cirosundan sonra gelecek yere kendi cirosunu attığını, katılan şirketin borçlarını ödeyip, çekleri teslim aldığına dair protokoller olduğunu belirtip, mahkemeye ibraz ettiği, katılan şirketten alacağını alamayınca da tahsili için icra takibi başlattığını bildirmesi, katılan şirket yetkilisi … ve katılan …’ün soruşturma aşamasında sanık ile birlikte iş yapmaya başladıklarından bahsetmemelerine rağmen, sonradan çekleri rızaen verdikleri dışında bu hususu kabul etmeleri, çeklerin çalındığına dair adli mercilere başvurularının bulunmaması, tanık …’ın katılan şirket ile sanık arasındaki birlikteliği kabul etmesine ve çek bedellerini sanıktan almadığını belirtmesine rağmen, çalışanı tanık …’ın ifadesinde suça konu çek bedellerini sanığın ödediğini, çekleri şirkete iade için gittiğinde katılan … ve sanığın şirkette olduğunu, kendisinin çekleri masaya bıraktığında, sanığın çekleri katılan …’ün huzurunda aldığını ve çekleri bu amaçla teslim ettiğine dair imzası bulunan belgeyi doğruladığının anlaşılması karşısında, sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık kastıyla hareket edip, atılı suçları işlediğine dair, savunmasının aksini ispat eder, mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden, beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.