YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10849
KARAR NO : 2014/4277
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın evine gelerek, kendisini …’de yarışma programı yapan biri olarak tanıttığı, adını da “…” olarak söylediği, katılana, …’ten yaptığı alışveriş nedeniyle çekilişle ürün kazandığını belirttiği ve kendisinin de hemşerisi olduğunu söyleyerek ortak tanıdıklarından bahsettiği, katılanın da, kendisinin öğrenci olduğunu ve…’ya gitmek istediğini söylediği, sanığın, kendisine yardımcı olacağını belirtip, televizyon kanalında yayınlanan programdan bahsederek, bu programda satılan ürünlerden alanlar için çekiliş yapıldığını ve her alıcının ödül kazandığını, en yüksek ödülün araba olduğunu, en değerli ürünü satın alması halinde, en büyük ödülün kendisine çıkmasını sağlayacağını belirterek katılanı inandırdığı, katılanın da, en değerli ürün olduğu belirtilen ve aslında en fazla 100 TL değerinde olan temizlik robotunu büyük ödül olan otomobilin kendisine çıkacağını düşünerek 1.400.00 TL’ye satın aldığı, parası olmadığı için yakındaki bakkaldan borç alıp sanığa verdiği, sanığın, aslında çok uzak olan televizyon binasına kendisinin parayı götürmesi gerektiğini, ancak tanıdık çıktıkları için ödemeyi alabileceğini söyleyip inandırıcılık sağladığı, sanığın yanında bulunan başka bir bayanla birlikte ileride bulunan otomobilde olduğunu söylediği koli içerisindeki temizlik robotu olduğunu belirttiği ve çok basit bir süpürge olduğu sonradan öğrenilen ürünü katılana teslim edip, ürünü şimdi açmamasını ertesi gün servis yetkililerinin gelip açacağını, kendilerinin televizyon kanalını izleyip kendileri için yapılacak anonsu duymalarını, bu nedenle evlerine girmesini söyleyip ayrıldığı, kısa bir süre sonra katılanı telefondan tekrar arayarak televizyon kanalından kendilerine ulaşılamadığının bildirdiği ve telefonlarının meşgul tutmamasını istediği, katılanın daha sonra ailesinin de ikazı üzerine kuşku duyup, ilgili televizyon kanalını aradığında dolandırıldığını ve teslim edilen ürünün en fazla 100,00 TL edebileceğini öğrendiği, böylece sanığın, değerinin çok üstünde bir fiyata temizlik robotunu katılana hileyle satıp haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”100 gün” ve ”2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün” ve ”100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.