Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21509 E. 2014/13141 K. 02.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21509
KARAR NO : 2014/13141
KARAR TARİHİ : 02.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in 02.09.2008 tarihinde hayvan alım satımı ile uğraşan katılanları arayıp …’da 30 adet küçükbaş hayvan olduğunu, 1750 TL peşinat gerektiğini, alım satım konusunda yardımcı olabileceğini beyan etmesi üzerine katılanların sanık …’e 30 adet küçükbaş hayvan alınması karşılığında peşinat olarak 1750 TL verdikleri, katılanlar ile sanığın …’ya gittikleri, burada sanık …’in bir evi gösterip, katılanlara beklemesini söyleyerek evin avlusundan içeriye girdiği, ancak tekrar çıkmadığı, daha sonra sanık …’in katılan …’in cep telefonuna “… bana oyun oynadılar, dövdüler, kuzular başkasınınmış, parayı da aldılar, ben odadayım, adamlar var, siz neredesiniz, mesaj yaz, konuşamıyorum” diye mesaj Çektiği, bu aşamadan sonra katılanların sanığa ulaşamadıkları gibi, hazırlık aşamasında tutulan 12.11.2008 tarihli tutanakta, katılan …’ın yer göstermesi sonucunda yapılan araştırmada, söz konusu evde başka kişilerin oturduğu ve sanık …’in bu kişilerce tanınmadığının tespit edildiği, bu olaydan kısa bir süre sonra 06.09.2008 tarihinde sanık …’in yeniden katılanlara telefon açtığı, bu kez de…. İlçesi … kasabasında 30 adet satılık küçükbaş hayvan olduğunu, bu hayvanları da 3000 TL’ye alabileceğini belirtmesi üzerine, sanıklar … ve …’in, yanlarına katılanları da alıp koyun sahibi olan diğer sanık …’ın evine gittikleri, katılanların sanık …’ın koyunlarını görmeleri üzerine burada pazarlık yaparak 30 koyun için 2000 TL’sini peşin, 1500 TL’sini ise daha sonra vermek üzere anlaştıkları, sanıklar … ve … ile katılanların … beldesinde kahvehanede oturdukları sırada sanık …’un, “Hep birlikte sanık …’ın evine gitmeyelim, siz bana parayı verin, ben araba ile gidip hayvanları getireyim” demesi üzerine katılanların sanık …’a 2000 TL parayı elden verdikleri, sanık …’un parayı alarak katılanların yanından uzaklaştığı, sanık …’in de komşusundan su alıp geleceğini söyleyerek katılan …’ın yanından ayrıldığı, sonrasında ise katılanların sanıklara ulaşamadıkları, sosyal yardımlaşma vakfınca sanık …’a verilen 15 adet küçükbaş hayvanın geri ödemesinin yapılmamış olması nedeniyle bu hayvanların satımının yasak olduğunun tespit edildiği, bu şekilde sanık …’ın diğer sanıklarla birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek satılması yasak olan hayvanları hileli davranışlarla katılanlara satacağını söylediğinden katılanların 2000 TL’yi sanıklara verdikleri anlaşıldığından, tüm sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyetleri bulunan sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyları ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından tamamen çıkarılıp, sanık … hakkındaki hükümde bu madde yerine geçecek şekilde “TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi ile diğer sanıklar hakkında kurulan hükme “Sanıkların, TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” ifadesinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.