YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6400
KARAR NO : 2014/7025
KARAR TARİHİ : 14.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nın, araç kiralama işi ile uğraşan katılanın iş yerine gelerek, katılanın üzerine kayıtlı olan … plakalı aracı 6 günlüğüne kiralamak suretiyle teslim aldığı, kira süresi içerisinde söz konusu aracı diğer sanık …’a teslim ettiği ve bunun karşılığında sanık …’tan bir miktar para aldığı, katılanın, sanık …’yı telefon ile aradığında; sanık …’nın, söz konusu aracın diğer sanık …’ta olduğunu söylediği, sanık …’ın, katılanı telefon ile arayarak aracın kendisinde olduğunu belirtip, 8000 TL para vermesi halinde söz konusu aracı kendisine iade edeceğini söyleyerek haksız menfaat temin etmeye çalıştığı, katılanın emniyet müdürlüğüne mürcaatta bulunması üzerine başlatılan hazırlık soruşturması kapsamında; söz konusu aracın, sanık …’ın iş yerinde ele geçirilerek katılana teslim edildiği, bu şekilde sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde, önce kiralamak suretiyle katılanın aracını teslim aldıkları, sonrasında iade etmeyip, belirli miktarda para isteyerek haksız menfaat temin etmeye çalışmak suretiyle üzerlerine atılı olan dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığa 24.09.2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 14.01.2014 tarihli temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Temyiz dışı sanık …’nın, sanık …’ı tanımadığını söylemesi, sanık …’in ise söz konusu aracı …’dan satın aldığını ve kendisine bunun karşılığında 8000 TL para ödediğini beyan etmesi karşısında; bu alışverişi kanıtlayamayan …’ın, sanık …’nın anlatımına göre çalındığı bildirilen … ait aracı, katılan …’a, ”arabanı, 8000 TL verirsen sana iade ederim; yoksa parçalarım bir daha arabanı bulamazsın” şeklinde söylemesi karşısında; her iki sanığın bir biri ile olan irtibatının tespit edilemediği somut olayda; suça konu eşyayı elinde bulunduran veya kabul eden …’ın, bu eyleminin ne şekilde dolandırıcılık suçunu oluşturduğu denetime izin verecek şekilde belirlenerek net bir şekilde açıklığa kavuşturulmasından sonra toplanan delilere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.