Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15043 E. 2014/5856 K. 31.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15043
KARAR NO : 2014/5856
KARAR TARİHİ : 31.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanıkların, katılana ait işyerinde satış elemanı olarak çalıştıkları süre içinde, bazı malları bedava dağıtarak parasını almadıkları, bazı malları yarı fiyatına satarak, satış bedelini katılana iade etmeyerek uhdesinde tuttukları, bu şekilde işyerini zarara uğrattıkları, durumun ortaya çıkmasından sonra, sanık …’ın katılana yönelik olarak, “bu durumu babama ya da savcılığa intikal ettirirsen burayı yakarım, seni rahat bırakmam” diyerek tehdit ettiği, olayın tanık… tarafından doğrulandığı, sanık …’ın aşamalarda değişmeyen bütün ifadelerinde suçu diğer sanıkla birlikte işlediklerini kabul ettiği, böylece sanıkların hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu, sanık …’ın da ayrıca tehdit suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında tehdit suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık ifadeleri ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan farklı bir suç olan tehdit suçundan temel ceza, alt hadden uzaklaşmak suretiyle belirlenirken gösterilen gerekçelerin yasal ve yeterli olması karşısında, bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık ifadeleri ile tüm dosya kapsamına göre suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.