YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11491
KARAR NO : 2014/21067
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : Tazminat
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davalılar temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2014 yılında mahkemece verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.890,00 TL’yi geçmesi gerekir.
Somut olayda davalılar tarafından temyize konu edilen miktar hüküm tarihi itibariyle 1.107,00 TL olup, kesinlik sınırları içinde bulunduğundan davalıların temyiz dilekçelerinin kesinlik sebebiyle REDDİNE karar verilmelidir.
2-Davacının temyizine gelince; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
3-Davacı vekili davalının kooperatifte görev yaptığı dönemde kooperatifçe verilen limitlerin üzerinde 1.107,522 TL harcama yaptığını bildirerek, fazla harcamaların yapıldığı tarihten 30.01.2007 tarihine kadar 2.558,37 TL kooperatifin gelir ve faiz kaybına sebebiyet verdiği, yine davalının yersiz olarak tahakkuk ettirmiş olduğu 20,61 TL ve iş kazası ve meslek hastalığı için gider kaydetmiş olduğu 20,61 TL miktara gider kaydedildiği tarihten 30.01.2007’e kadar 48.50 TL faiz kaybına sebep olduğunu belirterek kooperatifin limiti aşan harcama ve izin döneminde haksız yere kaydetmiş olduğu meblağlardan dolayı 1.128,13 TL ana para, 2.606,87 TL birikmiş faiz olmak üzere toplam 3.735,00 TL alacağının 30.01.2007 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında davalı ölmüş, mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkemece 24.07.2007 tarihli ara kararı ile iş kazası ve meslek hastalığı primlerine ilişkin 20,61 TL ana para, 48,50 TL birikmiş faizine ilişkin davanın tefrikine karar verilmiş ve 2007/331 Esas no’su alan davaya bakmaya Artova Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) görevli olduğu gerekçesiyle 04.03.2008 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş, davacının gönderme talebi üzerine dosya Artova Asliye Hukuk Mahkemesine (İş Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmiş, 2008/54 Esas numarası almış, anılan mahkemece gönderme talebinin süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle 27/05/2008 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Artova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/64 Esasında kayıtlı 1.107,52 TL asıl alacak, 2.558,37 TL birikmiş faiz alacağına ilişkin dava da ise Artova Sulh Hukuk Mahkemesince davaya bakmaya Artova Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup temyize konu bu dava 1.107,52 TL asıl alacak, 2.558.37 TL birikmiş faiz alacağına ilişkindir.
Somut olayda davacı 1.107,52 TL asıl alacak ile 2.558,37 TL birikmiş faiz alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davanın dayanağı haksız eylem teşkil ettiğinden bu alacağa yasal faiz verilebileceğine ilişkin gerekçe isabetlidir. Yapılacak iş harcamanın yapıldığı tarihle talep gözetilerek 30.01.2007 tarihine kadar birikmiş faiz alacağını bilirkişiye hesaplatılarak davacının talep edebileceği birikmiş faiz alacağını belirlemek talepte gözetilerek asıl alacak ve birikmiş faiz alacağı hakkında ayrı ayrı hüküm kurmak, asıl alacağa 30.01.2007 tarihinden itibaren yasal faiz yürütmektir.
Mahkemece asıl alacak ve birikmiş faiz alacağının ayrı ayrı talep edildiği gözetilmeksizin birikmiş faiz alacağı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden asıl alacağa sarf tarihinden itibaren faiz yürütmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, davalıların temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 18.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.