YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/351
KARAR NO : 2014/14063
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında katılan sıfatı bulunan … T.A.Ş.‘nin, müşteki olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun,Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi ,nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için,Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır
Sanık …’ın kardeşi … …’dan aldığı vekaletname ile … plakalı aracı Batman 2. Noterliğinde yaptıkları araç satış sözleşmesi ile sanık …’ye sattığı, sanık …’ın bu aracı rehin olarak göstererek tüketici kredisi almak için katılan banka şubesine müracaat ettiği ve 01.09.2006 tarihli sözleşme ile bankadan 15000 TL kredi çektiği, bu kredi sözleşmesinin sanık …’ın kardeşi sanık …’nün kefil olarak imzaladığı ve parayı da bankadan birlikte aldıkları, sanıklar … ve …’nın bankadan suça konu krediyi alabilmek için kendi adlarına düzenlenmiş birer adet sahte işletme hesabı cetveli, sanık … için gerçekte olmayan .. …ciye adıyla vergi levhası ve sanık … için gerçekte faaliyetine son verilmiş olan kıraathanesi adına vergi levhası onaylı örneklerini bankaya verdikleri, ayrıca bu sanıkların suça konu aracın siciline banka adına rehin şerhi konulmuş gibi aracın rehin şerhli ruhsat fotokopisinin onaylı örneğini bankaya sundukları, ancak gerçekte aracın siciline rehin konulmamış olduğu, suça konu aracı sanık …’a sanık …’ın sattığı, ancak aracı aslında …’ın hiç teslim almadığı, buna karşılık aracın satış kaydını kullanarak bankadan kredi çektikleri, aracın daha sonra sanık … ve … ..’in kardeşi … aracılığıyla ve sanık … tarafından verilen vekalete dayanılarak tanık olarak dinlenen … .. tarafından başka bir kimseye satılmış olduğu, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıklar ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçların sanıklar tarafından işlendiği anlaşılmakla haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.