YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13046
KARAR NO : 2014/21103
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına ve özellikle bakiye karar ve ilam harcından fazla yatırılan miktar var ise bunun mahkemesince talep halinde her zaman iadesinin mümkün olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı markette 01.08.2009-17.02.2011 tarihleri arasında şöför olarak çalıştığını, iş aktinin davalı tarafça feshedilmesi üzerine tazminatlarının ödendiğini ancak takograf kayıtlarıyla sabit olan fazla çalışma ücretinin ve yıllık izin ücretinin ödenmediğini beyanla yıllık izin ücreti alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle, fazla çalışma ücreti alacağının hak ediş tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya fesihle birlikte tüm alacaklarının ödendiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece istek kısmen hüküm altına alınmış, davacı ve davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 03.10.2013 tarihli ilamı ile özetle, “…Somut olayda; dosya içinde bulunan kanıtlardan davacının fazla çalışma ücreti alacağının 2010 ve 2011 yılları için takograf kayıtlarına dayanarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin fazla çalışma ücreti alacağı talebinin belgeye dayandığı dolayısıyla hakkaniyet indirimine yer olmadığı gözetilmeksizin bu yıllar için hakkaniyet indirimi yapılması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Yapılacak iş; belgeye dayanmayan 2009 yılı için hakkaniyet indirimi uygulanmak 2010 ve 2011 yılları yönünden hakkaniyeti indirimi yapılmadan davacının hak ettiği fazla çalışma alacağı belirlenerek çıkacak sonuca göre karar vermektir. Ayrıca davacının dava dilekçesinde fazla çalışma ücreti alacağını en yüksek banka mevduat faiziyle istemesine rağmen mahkemece yasal faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
3-Mahkemeye sunulan ücret bordrolarının incelenmesinden davacıya 2010 yılının Aralık ayında fazla çalışma ücreti taahhuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Takograf kayıtları esas alınarak 2010 yılı Aralık ayına ilişkin yapılan hesaplamada davacıya bordroyla ödenen miktarın tenzili ile kalan miktara hükmedilmesi gerekirken mahsup yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Fazla çalışma ücreti geniş anlamda ücret niteliğinde olup, 4857 sayılı İş Kanununun 34 üncü maddesi gereğince, gününde ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi durumunda, istekle bağlı olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bunun dışında dava veya ıslah tarihlerinden itibaren talep edilen miktarlarla sınırlı olarak faize karar verilmelidir.
Somut olay yönünden, davacı dava açmadan önce davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Hüküm altına alınan fazla çalışma ücreti için talep edilen miktarlara göre dava ve ıslah tarihlerinden itibaren ayrı ayrı faize karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında tereddüte yer verecek şekilde hak ediş tarihinden faize hükmedilmesi de bozma nedenidir.” gerekçeleri ile bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkeme ek hesap raporu aldıktan sonra yeniden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davacının 250,00TL yıllık izin ücreti talep ettiği, bunun 54,85TL’sinin kabul edildiği, 195,15TL’sının reddedildiği, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi hatalı olmuştur.
Ne varki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin tümü ile hükümden çıkarılarak yerine;
“2-Davacı, davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davanın kısmen reddi nedeni ile reddedilen miktar dikkate alınarak davalı yararına 195,15 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, hüküm düzeltirilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, davalının yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.