YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2568
KARAR NO : 2014/14029
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın olay tarihinde katılan … müdürlüğünde çalıştığı sırada,annesi olan … yaşlılık aylığı almakla esasen yeşil kart alarak sağlık yardımından faydalanma olanağı olduğu halde 2006 ocak ayında kendisi tarafından bakmakla yükümlü olduğunu beyan ederek katılan kurumun sağlık yardımından faydalanmasına neden olduğu, kızı … ise 21/10/2005 tarihinde işe başlamakla SSK kapsamında çalışan olduğu halde sanık tarafından bakmakla yükümlü olduğu beyan edilerek tedavi giderinin kurumca ödenmesine neden olarak katılan kurumu dolandırdığının iddia edildiği olayda, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un aynı çatı altında SGK olarak birleştirilmesi, ayrıca katılan kurumca ödeme yapılmadan önce basit bir denetimle durumun ortaya çıkartılabileceği gibi, sanık tarafından denetim imkanını ortadan kaldıracak şekilde ve durumu gizlemeye yönelik kuruma karşı aldatıcı herhangi bir eylemin bulunmaması karşısında, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından sanığın beraatine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 08/09/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.