YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19020
KARAR NO : 2014/4751
KARAR TARİHİ : 13.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, kredi çekebilmek için kendisinden hatır senedi isteyen sanık …’a müşterisinden almış olduğu 30.04.2007 vadeli, 10.000,00 TL bedelli, borçlusu … olan senedi verdiği, bir süre sonra sanığın kredi çekemediğini söyleyerek, senedin renkli fotokopisini iade etti, aslını ise diğer sanık …’ya verdiği, ancak sanıkların senedin arkasına sanık …’dan önce gelmek üzere …isimli gerçekte var olmayan bir şahsın ismi ile sahte ciro yaptıkları, sanık …’nın da tanık olarak dinlenen avukat…’e olan vekalet ücreti borcunu ödeyebilmek amacıyla senedi kendisinin takibe koyması halinde bedelini alacaklılarının haczetmesi ihtimalini gözeterek avukatın yanında çalışan katibi …’e ciro ederek verdiği, tanık …’in de suça konu senet nedeni ile ciro silsilesinde ismi geçen sanık …, …, katılan … ve senet borçlusu … aleyhine icra takibine geçtiğinin iddia edildiği somut olayda; sanıkların tutarlı ve birbirini tamamlayan anlatımlar karşısında katılanın ortağı olduğu işyerinde çalışan tanıkların beyanlarına itibara edilemeyeceği, sanık …’nın dava konusu senedi… isimli kişiden aldığına yönelik savunmasının aksine kanıt bulunamadığı, bu konudaki şüphelerin giderilememesi karşısında şüpheden sanıkların yararlanmasının gerektiği, gözetilerek verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.