Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/24342 E. 2013/18446 K. 06.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/24342
KARAR NO : 2013/18446
KARAR TARİHİ : 06.11.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirtilen davacı işçi feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın dava şartı olan bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında fesih bildiriminin yapıldığı tarih ile 16.10.2012 tarihli belgedeki yazı ve imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi,

eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta; davacının iş akdinin 12.11.2012 tarihinde Aşçıbaşı Cengiz Çetin tarafından telefonla aranması ve insan kaynakları biriminden çağrıldığının söylenmesi üzerine insan kaynakları ofisine gittiği, insan kaynakları şefi tarafından ” 12.11.2012 tarihi itibariyle işten çıkarıldığı, ayrıca ihbar ve kıdem tazminatlarının da kendisine ödeyeceği” nin bildirilip hangi sebeple işten çıkarıldığı konusunda kendisine hiçbir açıklama ve gerekçe bildirilmediği özlük dosyasında bu güne kadar aldığı hiç bir uyarı cezası veya ihtarı bulunmadığını belirterek işe iade için dava açtığı anlaşılmıştır. Davacı ve vekili İhbar Öneli Bildirimi başlıklı 16.10.2012 tarihli belgenin kendilerine tebliğ edilmediğini bu belgeyi karardan sonra gördüğünü davalı işverenlikçe imzasının taklit edilerek sahte belge düzenlendiğini iddia ederek, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Ön inceleme tutanağı başlıklı Karar zaptında da bu belge ve belgedeki imza konusunda davacının beyanının alınmadığı anlaşılmıştır. Böyle olunca söz konusu belgedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı tespit ettirilmeli, davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.11.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.