Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/8175 E. 2013/20910 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8175
KARAR NO : 2013/20910
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 139 ada 11 parsel sayılı 2174,34 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 139 ada 11 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne yönelik dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 139 ada 11 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 01.11.2011 havale tarihli rapor ve eki haritada (D) harfi ile işaretli 10,51 m2 yüzölçümündeki bölümün ifrazı ile davacı … adına tespit gören dava dışı 139 ada 10 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, 139 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 400,47 m2 yüzölçümü ile davacı … adına, 139 ada 11 parsel sayılı taşınmazın ise 2163,83 m2 yüzöçümü ile davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgiler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada davacı taraf 31.8.1992 tarihli satış senedine dayanmıştır. Hal böyle olunca taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik …/..

hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Üç yerel bilirkişi, tek tespit tutanağı bilirkişisi ile davacı ve davalı tanıkları taşınmaz başında dinlenerek iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Ne var ki, dosya içeriğine göre yerel bilirkişi beyanları ve tanık sözleri soyut nitelikte, gerekçesiz, olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve davacı tarafın dayandığı 31.8.1992 tarihli senet tanıkları hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, satış senedi ve eki ölçeksiz kroki sınırları birer birer okunmak suretiyle yerine uygulanmalı, dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, davacıya satılıp satılmadığı, taşınmaz bölümü üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacı adına tesciline karar verilen (D) harfi ile gösterilen bölümün aynı adanın son parsel numarası ile davacı adına tescil hükmü kurulması gerekirken davacı adına tespit gören ve dava konusu olmayan 139 ada 10 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi şeklinde hüküm kurulması, yine dava konusu olmayan 139 ada 10 parsel sayılı taşınmazın dosyada bulunan tutanak aslı ve eklerinin kadastro işlemlerinin olağan usullerle tamamlanmak üzere Kadastro …/..

Müdürlüğüne iadesine şeklinde hüküm kurulmaması dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 04/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.