YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/202
KARAR NO : 2014/14087
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.
Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Kanunun 55. maddesi uyarınca, yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
… İnşaat Emlak Turizm Mobilya Sanayi şirketinin yetkilisi olan ve inşaat müteahhitliği yapan katılanın, Antalya 10. Noterliği’nin 23.12.2005 tarih ve 41135 yevmiye no’lu düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle aldığı … Milli adına kayıtlı Antalya Merkez … ada … parselde kayıtlı … ve … no’lu bağımsız bölümleri satmaya karar verdiği, … Tarım Ürünleri Pazarlama şirketinin ortakları olan sanıklar … ve …’nın şirket yetkileri olan sanık … ve tanık … ile birlikte katılandan pazarlık etmek suretiyle 105.000’er TL’den olmak üzere toplam 210.000 TL bedelle bu iki dairenin alım-satımı konusunda anlaştıkları, sanıkların banka kredisi kullanacaklarını bildirdikleri, davada sıfatı bulunmayan tanık …’un kaparo mahiyetinde 10.000 TL bedelli senet verdiği, her iki dairenin bedelinin ödenmemesine rağmen tapudaki tescil işlemlerinin sanık … adına yapıldığı, bu aşamadan sonra …’nın 210.000 TL bedelli bir senet düzenleyip verdiği, senet bedellerinin ödenememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığının iddia edildiği olayda; sanıklarla katılan arasında dairelerin alımı satımı ile ilgili kararlaştırılan paranın (çek, senet) ödenmemesi nedeniyle hukuki ihtilaf oluştuğu, çekler üzerine vade gününden önce ödemeden men yasağı konulmasının tek başına hile unsurunu oluşturmayacağı hususları gözetilerek, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.