YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16495
KARAR NO : 2014/8914
KARAR TARİHİ : 06.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ün temyiz isteminin, kendisi hakkkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanık …’ün almayı planladığı kredinin reddedileceğini bildiği, ancak kabulünün temini için temyiz dışı diğer sanık … üzerinden kredi almak için konuşup ikna ettiği, sanık …’in, …’dan gerçek nüfus cüzdanı ve ikametgah ilmûhaberi fotokopisini aldıktan sonra, Recep’in kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle suça konu iki adet sahte tapu senedi fotokopisi ve iki adet kira sözleşmesi fotokopisi ve bir adet çiftçilik belgesi fotokopisi oluşturup katılan banka şubesine gittiği, otomobil kredisi almak istediği, kendisine verilen başvuru formunu diğer sanık …’in kimlik bilgilerini kullanarak doldurduğu ve ekine bu belgeleri sunduğu, referans olarak başvuracak kişi olarak da ilgili bölüme kendi kimlik bilgilerini yazdığı, daha sonra sanık … tarafından imzalanılması gereken yeri, onun imzasını sahte olarak atmak suretiyle imzaladığı ve bankaya verdiği, bankaca kredi verilme aşamasında yapılan araştırmada tapu senetlerinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine kredi tahsis edilmediği anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, mahkemece gösterilen gerekçe usul ve yasaya uygun olduğundan tebliğnamedeki eleştiriye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.