Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/18468 E. 2014/19856 K. 31.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18468
KARAR NO : 2014/19856
KARAR TARİHİ : 31.10.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü :İşe iade

Davacı vekili, Dairemizin 02.04.2014 gün ve 2014/3493 E, 2014/6876 K.sayılı bozma kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek, maddi hatanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davacı vekili maddi hata talebine dair dilekçesinde bozma kararı içeriğinin dava dosyası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını bildirmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede gerçekten Dairemizce Mahkemeye gönderilen bozma kararının içeriğinin Dairemizin 2014/3205,7242 E/K sayılı 02.04.2014 tarihli … 1. İş Mahkemesinin 2011/538 E.2013/667 K.sayılı kararının temyizi üzerine verilen bozma kararı olduğu tespit edilmiştir.
O halde davacı vekilinin maddi hata talebi kabul edilmeli, Dairemizin 2.4.2014 tarihli, 2014/3493 E., 2014/6876 K. sayılı bozma kararı kaldırılmalı ve davacının 26.3.2014 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazları inclenmelidir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesine göre iş mahkemesinin nihai kararları tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir. Mahkeme tarafından 03.05.2013 tarihinde tensiple davanın reddine dair tarafların yokluğunda karar verilmiş ve karar 10.06.2013 tarihinde davacı vekilinin ofis adresinde “babası Şevki” imzasına tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili tebliğden haberi olmadığını, dosyayı 26.09.2013 tarihinde mahkeme kaleminde incelediği sırada karar verilmiş olduğunu öğrendiğini ve davanın reddine dair kararı temyiz ettiğine ilişkin 30.09.2013 tarihli temyiz dilekçesini harçlarını yatırarak Mahkemeye verdiğini beyan etmiştir.
Mahkemece 22.10.2013 tarihli ek karar ile Mahkemenin 2011/371 ve 2011/939 Esas sayılı dosyalardan verilen kararların da davacının babasına tebliğ edildiği ancak davacı tarafça itiraz edilmediği ve temyiz talebinin yasal sürede yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde ek kararda zikredilen ilamların müvekkil lehine sonuçlanıp hak kaybına neden olmadığını savunmuştur.
Tebligat Kanununun 11. maddesinde vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını ve resmi çalışma gün ve saatlerinde tebliğin yapılacağı düzenlenmiştir.
Tebligat Kanununun 17. maddesinde: Belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur ve ya müstahdemlerinden birine yapılır hükmünü haizdir.
Yargıtay kararlarında vekilin bürosunda çalışmayan babasına kardeşine, yeğenine yapılan tebliğlerin geçersiz olduğu zikredilmiştir. Keza yapılacak tebliğlerde birlikte çalışan kişinin isminin de yazılması gerektiğine yönelik kararlar mevcuttur. Tebligatın usulsüz olması durumunda öğrenme tarihine itibar edilmek gerekeceği Tebligat Kanunu 32. maddesinde düzenlenmiştir.
Dava dosyasında gerekçeli kararın davacı vekiline 10.06.2013 tarihinde “babası Şevki” imzasına tebliğ edildiği ve tebligatın yasaya aykırı olduğu bu nedenle geçersiz olduğu, davacının öğrenmeyi belirttiği 26.09.2013 tarihine göre temyiz 30.09.2013 tarihinde yapılmakla süresinde olduğundan 22.10.2013 tarihli ek karar BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMALI ve davacının 3.5.2013 tarihli karara yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
Davacı vekili, davacının 30.07.2009 tarihinden itibaren davalıya ait iş yerinde belirsiz süreli iş akdi ile çalışmaya başladığını, 07.02.2013 tarihinde İş Kanunu’nun 25/II. maddesi ileri sürülerek tazminatsız olarak işten çıkartıldığını, müvekkilinin ekonomik ve sosyal haklarına sahip çıkmak düşüncesiyle 18.01.2013 tarihinde Çelik-İş Sendikasına üye olduğunu, Davalı İşveren yetkililerinin müvekkilinin sendika üyesi olduğunu öğrendikten sonra sendika üyeliğinden istifa etmesi ve üyelikten kaydını sürdürmesi konusunda baskı uygulandığını, davacı ve diğer sendika üyesi işçilerin üyelikten çıkmayanmaları durumunda işlerine son verileceğinin ve tazminatlarının ödenmeyeceğinin söylenerek işveren tarafından tehdit edildiklerini, müvekkilinin davalı işveren tarafından çeşitli bahaneler bulunarak iş akdinin feshedildiğini, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine, işe iade kararının kesinleşmesinden itibaren yasal sürede başvuru halinde, davacının çalıştırılmayan 4 aylık ürceti ile diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının yasal sürede başvurusuna rağmen süresi içerisinde işe başlatılmaması halinde, davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarının 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25/4.maddesi gereğince bir yıllık ürceti tutarından az olmayacak şekilde tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacının, iş sözleşmesinin farklı tarihlerde çalışma disiplinine aykırı davranışları nedeniyle İK’nun 25/II. maddesi uyarınca tazminatsız olarak 03/12/2012 tarihinde feshedildiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan işe iade davasının reddini istemiştir.
Mahkemece, tensiple birlikte; davacının işyeri dosyasında mesaisinde uyuma ve devamsızlık davranışlarında bulunduğu ve karşılığında ihtar verildiğinin sabit olduğu son davranışı olan “çalışabilir raporu almasına rağmen aynı gün devamsızlık yapması” haklı neden ağırlığında kabul edilmese de davacının daha önceki davranışları dikkate alındığında, davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve iş ilişkisinin işveren açısından devamının beklenmez bir hal aldığı ve İşverenin iş sözleşmesini feshin davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
AİHM’ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin ( tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
6100 sayılı HMK’nun 139.maddesi hükmüne göre; Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceğini ayrıca ihtar eder.
Yine 140.maddesi; Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe (Ek ibare: 07/06/2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuğa teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder. Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh (Ek ibare: 07/06/2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir. Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir hükmüne amirdir.
Usul Hukukunun hükümlerine riayet edilmeden ön inceleme duruşması ve tahkikat duruşmaları yapılmaksızın eksik inceleme ile ve tarafların hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde evrak üzerinden tensiple karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının maddi hata talebinin kabulüyle Dairemizin 2.4.2014 tarihli, 2014/3493 E., 2014/6876 K.sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, davacının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkemenin 26.3.2014 tarihli EK KARARININ BOZULUP ORTADAN KALDIRILMASINA, temyiz olunan 3.5.2013 tarihli kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.10.2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.