YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31215
KARAR NO : 2014/3828
KARAR TARİHİ : 03.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanık … hakkında ise dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanıklar …ve …’ın, katılanın yaşadığı …’un köyüne giderek 5 adet sığırı 14.500,00 TL karşılığında katılandan satın aldıkları, 5.000,00 TL’sini peşin verdikten sonra kalan 4.500,00 TL için borçlusu …, kefili… olan bir senedi hazırlayıp verdikleri, diğer 5.000,00 TL’lik kısım için ise …’a ait 30.05.2006 keşide tarihli, hamiline yazılı bir çeki verdikleri, çeki …’in vermesine rağmen arkasına …’ın ciranta olarak imza attığı, akabinde sanıkların hayvanları katılandan teslim alarak temyiz dışı …’nun ahırına bağladıkları, birkaç gün sonra ise …’ın hayvanları bu ahırdan götürdüğü, ödeme günü geldiğinde çeki bankaya ibraz eden katılanın suça konu çekin sahte olduğunu bankadan öğrenmesi üzerine durumu sanıklara ilettiğinde sanık …’in borçlusu kendisi olan 9.500,00 TL meblağlı, tanzim ve ödeme tarihleri bulunmayan bir senedi verdiği, ilk alışveriş sırasında verilen 4.500,00 TL’lik senedi ise geri almadığı, katılanın 4.500,00 TL’lik senedi icraya koymasına karşın tahsilâtı yapamadığı gibi, çek nedeniyle oluşan zararının da karşılanmadığı, ayrıca sanıklar … ve …’in aşamalarda birbirlerine suç isnadında bulundukları anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.