YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10799
KARAR NO : 2014/4450
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikayetçinin komşusunun kapı zilini çaldığı sırada kapıyı açan şikayetçinin, komşusunun evde olmadığını söylemesi üzerine, sanığın evde oturanlara yardım için geldiğini belirterek şikayetçiyi yardım görevlisi olduğuna inandırdığı, şikayetçinin kendisinin de yardıma ihtiyacı olduğunu beyan etmesi üzerine, sanığın güven telkin etmek maksadıyla şikayetçinin ismini bir kağıda not ettikten sonra, arabada bekleyen şefine sorup geleceğini belirterek şikayetçinin evinin önünden ayrıldığı, bir süre sonra geri gelerek şefinin bozuk parası bulunmadığını, 150,00 TL vermesi halinde kendisine 250,00 Euro vereceklerini söyleyerek hileli davranışları ile şikayetçiyi aldattığı ve 100,00 TL parasını aldıktan sonra, şefinden 250,00 Euro alıp getireceğini beyan edip, yol üzerine park ettiği aracına binerek olay yerinden uzaklaştığı anlaşılmakla, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; Yargıtay CGK’nın, 18/06/2013 tarih, 2012/13-1444-2013/305 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınacak hükümlülüğün bulunması halinde, bunların en ağırının infaz aşamasında tekerrüre esas alınması gerektiğinden hareketle, bu yönde bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.